Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
23 Kasım 2017 Perşembe
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Gelecek 10 yılda yeni bir tarih, yeni bir destan yazacağız

Gelecek 10 yılda yeni bir tarih, yeni bir destan yazacağız

Başbakan Binali Yıldırım, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) "Vizyoner 2017 Programı" gala yemeğinde yaptığı konuşmada, hükümetin 2023 hedeflerini gerçekleştirmek için canla başla çalıştığını belirterek, "İnşallah gelecek 10 yılda da yeni bir tarih yazacağız, yeni bir destan yazacağız" dedi.


Başbakan Binali Yıldırım, Müstakil Sanayici ve İşadamları Derneği (MÜSİAD) "Vizyoner 2017 Programı" gala yemeğine katılarak konuşma yaptı. Türkiye'nin ne büyük zorluklardan geçerek bugünlere ulaştığını ifade eden Başbakan Yıldırım, "1990 ve 2000 yılları arasındaki dönemde dünyada kriz falan yok, dünyada bir sorun yok. Sorun nerede? Türkiye'de. Niye Türkiye'de sorun var? Çünkü Türkiye'de istikrar yok, güçlü iktidar yok. O yüzden de Türkiye, 1990-2002 yılları arasında yüzde 3 ancak büyüyebilmiş. Her şey var, dünya krizi yok. Dünya büyümeye devam ediyor ama Türkiye o yarışta geri kayıyor. Sebebi belli. Güçlü iktidar yok, iç meseleleriyle enerjisini tüketen bir Türkiye var" diye konuştu.

Yıldırım, 2003-2016 yıllarında ise küresel krizlerin yanı sıra ülkede üretilen krizlerin olduğunu anlatarak, konuşmasına şöyle devam etti:

"Her ikisi birleştiği halde, güçlü iktidar, sürekli istikrar olması dolayısıyla ortalama büyüme yüzde 5.6. 1990-2000'li yılların iki katı büyüme sağlıyoruz. Dünya büyümesinin de iki katından fazla büyüme oranına sahibiz. Buradan anlatmaya çalıştığım şey şu; bir ülkenin büyümesi ve önüne koyduğu hedefleri gerçekleştirmesinin olmazsa olmaz şartı, o ülkede idareye duyulan güven ve ülkedeki yönetimdeki istikrardır. Türkiye son 15 yılın bu sağladığı imkandan dolayı çok büyük kazanımlar elde etmiştir. Bir Türkiye, üç Türkiye olmuştur. Bütün göstergelerde bunu görmek mümkündür. 2002'de satın alma paritesi gücüne göre Türkiye'deki kişi başı milli gelir, AB'nin kişi başına milli gelirinin yüzde 37'sini oluşturuyordu. Bugün ne oldu bu oran? Yüzde 62. Demek ki Türkiye, AB ile aradaki refah açığını kapatıyor. "

Küresel ekonomik krizin 2008'de başladığını, hala da bitmediğini belirten Yıldırım, "Türkiye, 7 milyon 600 bin vatandaşına iş sağlamış. Bu ne demektir? Her yıl ortalama 950 bin vatandaşımıza yeni iş, aş imkanı oluşturduk ve 2010-2017 dönemi itibariyle OECD ülkeleri arasında, istihdam oluşturmada bir numara olduk" dedi.

Başbakan Yıldırım, 2002'de enflasyonun AK Parti iktidara gelmeden önce yüzde 35 olduğunu, önceki yıllar yüzde 60-70'e kadar çıktığını söyledi. 2004 yılında, ülkenin siyasi tarihinde 34 yıl aradan sonra tek haneli enflasyonla Türkiye'nin tanıştığını anlatan Yıldırım, şunları kaydetti:

"2012 yılında ise son 44 yılın, en düşük enflasyonu gerçekleşti yüzde 6.2. 2002 yılı itibariyle yüzde 11.5 olan merkezi bütçe açığının milli gelire oranı yüzde 11.5'tu. Şimdi yüzde 1.1 seviyesinde. Yani Maastricht kriterlerinin oldukça altında. Maastricht kriterlerini koyanlar, bu kriterleri aşan kendileri oldular. Bize nasihat çekenler şimdi o kriterlerden hiç bahsetmiyorlar. Merkezi yönetim harcamalarının yüzde 43.4'ü, yarıya yakını nereye gidiyordu? Faize. Bütçenin yüzde 44'ü faize gidiyordu. 2016'da bütçenin yüzde 8.6'sı faize gidiyor. Vergi gelirlerine baktığımızda da durum vahim. Yüzde 85.7'si faize gidiyor. Bugün ne kadarı gidiyor? 2016 sonu itibariyle yüzde 10,9'u. Faiz giderlerinin milli gelire oranına baktığımızda 2002'de, faiz giderlerinin milli gelire oranı yüzde 14.4. 2016'da 2'nin altına düşmüş, yüzde 1.9. Faiz giderlerinin milli gelire oranı aynen kalsaydı, yani yüzde 14.4 olarak devam etseydi, 2003-2016 yılları arasında bu ülke dişinden, tırnağından arttırdığı, sizlerin derleyip, toplayıp biriktirdiğiniz paraların toplam 2 katrilyon 6 trilyonu faize gidecekti. Faizi düşürdüğümüz biz ne kadar ödedik? 701 milyar ödedik. Hala yüksek. 701 milyar da az değil. Ama 2.6 katrilyonla kıyasladığımız zaman çok önemli bir tasarrufu sağlamış oluyoruz. Ne demektir? 1.9 katrilyon fazladan faize ödemekten bu ülkeyi kurtardık. Nereye gitti bu paralar? Bu yollar nasıl yapıldı? Hastaneler, okullar, köprüler, tüneller... İşte bu faize verilmeyen, faizcilere verilmeyen, arttırılan 1.9 katrilyon parayla yapıldı."

Yıldırım, faiz ödemelerini azaltarak oluşturdukları bu tasarruflarla ülkenin, vatandaşın ihtiyacı olan hizmetleri gördüklerini de aktardı. Yine 2002 yılında kamu borcunun milli gelire oranının yüzde 72 olduğunu belirten Yıldırım, "Bir senede derleyip, topladığı paraların yüzde 72'sini, üçte ikisinden fazlasını, borca ayırmak zorunda. 2016'da ne kadar? Yüzde 28. Bu durumda Avrupa'nın borç yükü bakımından en iyi ülkesi Türkiye. 1992-2002'de Türkiye'ye doğrudan yabancı sermaye yatırımı, 11.6 milyar dolar. Bu ne demektir? 1 milyar dolar civarında yılda para girmiş. Peki 2003-2016 arası ne olmuş? 180 milyar dolar. 2017'yi de dahil ederseniz bugüne kadar 186 milyar doları bulmuş. Bu nereden oluyor? Güveniyor. Ülkenin geleceğine yatırımcı güvenirse gelir para koyar. Yoksa bizi çok sevdiğinden kimse parasını getirip buraya yatırmaz. Öngörülebilirlik, vizyoner... Vizyon demek, geleceği okumak, geleceği görmek, gelecekle ilgili tahminleri yapmak, ona göre iş tutmak" diye konuştu.

Başbakan Yıldırım, 2017 sabit fiyatlarıyla devletin bir yılda 60 milyar liralık yatırım yaptığını anlatarak, şöyle devam etti:

"2017'de 128 milyar liraya çıkmışız, yıllık yatırım. Tam bir kat fazla ama özel sektörünkine asıl dikkat çekmek istiyorum. Biz, iki katına çıkarmışız. Siz ne yapmışsınız? 2002 yılında 182 milyarlık bir yılda yatırım yaparken, 2017'de 4 kat artırmışsınız 801 milyar lira yatırım yapmışsınız. Ülkeyi kalkındıran, ekonomiyi büyüten, istihdamı arttıran yine sizsiniz. Biz sadece organizasyon yapıyoruz. Rakamlar ortada. Biz alt yapı yapıyoruz. Yolu biz yapıyoruz, havaalanını biz yapıyoruz, okulu, hastaneyi biz yapıyoruz. Ama onun üzerindeki araçları, makinaları, üretimi siz yapıyorsunuz. Rakamlar bunu ortaya koyuyor. Kamu, zannederler ki dünyanın yatırımını yapıyor. Asıl yatırımı özel sektör yapıyor, devletin sesi çok çıkıyor. Gizli kahramanlar, sessiz kahramanlar bu salonda. MÜSİAD yapıyor, diğerleri yapıyor. Bu ülke için taş üstüne taş koyan herkesin, başımın gözümün üzerinde yeri var. Yeter ki çalışın, üretin, bir vatandaşımıza daha fazla iş verin. Ne istiyorsanız emrinizdeyiz."

Başbakan Yıldırım, gençlere iş bulmak gerektiğini anlattı. İş bulunamadığı zaman gençlerin ülkeye "gönlünün kırıldığını, geleceğe olan ümidinin azaldığını" aktaran Yıldırım, "Bunu da terör örgütleri çok iyi kullanıyor maalesef. Ama Allah'a şükür orada da büyük mesafe aldık. Bakın 2016'da dağa çıkarılan genç sayısı 600 iken 2017'de sadece 70. Orada da önemli gelişmeler var ama o güvenlik boyutuyla alınan tedbirlerle sürdürülebilir değil, arkasından o gençleri hayata bağlamamız lazım, onun için daha çok çalışacağız, daha çok yatırım yapacağız, daha çok üretim yapacağız, daha çok ürettiğimizi satacağız. Aradaki makası kapatacağız" ifadelerini kullandı.

Türk ekonomisinin bir ticaret bir de bütçe konusunda açığı olduğunu vurgulayan Yıldırım, bu iki açık ne kadar küçültülürse ekonominin o kadar büyüyeceğini, para piyasaları ve finansla ilgili göstergelerin o kadar güçleneceğini, geleceğe bakışın kuvvetleneceğini ve kendinden de o kadar emin olunacağını ifade etti.

KAMU VE ÖZEL SEKTÖR ORTAK YATIRIMLARI
2002 yılında 242 milyar liralık toplam yatırım olurken 2017'de bu tutarın 929 milyar liraya çıktığını belirten Yıldırım, bu rakamda özel sektör ve kamu yatırımlarını birleştirdiklerinin altını çizdi.

Binali Yıldırım, "Özet: Kamu-özel, 15 yıllık iktidarımızda bu ülkede yaptığımız yatırım, 9 katrilyon 200 trilyon lira. Sizin yaptığınız, bizim yaptığımız hepsini birleştirdik 9,2 katrilyon. Bunu milli gelire böl ne çıkıyor? 3,5. Milli gelirimiz ne kadar? Geçen seneki 3 katrilyona yakın. Bunu böldüğümüzde 'Türkiye nasıl üç kat büyüdü?' diyenlere selam olsun, işte rakamlar ortada" diye konuştu.

Bunların devletin kayıtlarından çıkan rakamlar olduğunun altını çizen Yıldırım, kayıt dışının ise bu rakamlara dahil olmadığına dikkati çekti. Kayıt dışılığın hükümetleri döneminde yüzde 50'lerden yüzde 30'lara gerilediğine değinen Yıldırım, şöyle devam etti:

"Yine de kayıt dışılık var. Bizim gibi büyüyen ekonomilerde, öngörülebilirliğin zaman zaman ölçülemediği ekonomilerde bu olabilir, bunu da gözardı etmememiz lazım. Bunun ötesinde devlet-özel sektör işbirliği var. Bu model de hükümetimiz döneminde çok gelişti. Özellikle büyük projeleri biz -kamunun kaynağı yetersiz- yapamıyoruz. Onun için bu modeli hükümetimiz döneminde ulaştırma yatırımları başta olmak üzere, sağlıkta, eğitimde kullanmaya başladık. Bu şekilde yaptığımız yatırımların da bir kıyasını yapalım. Biliyorsunuz merhum Özal döneminde başladı bu yap-işlet-devret projeleri. Kamu-özel ortaklığının ilk başladığı yıllar, 1986 yıllarıdır. 1986'dan 2002'nin sonuna geldiğimizde, 16 yıllık dönemde sadece 11,4 milyar dolarlık 67 proje kamu-özel ortaklığıyla yapılmış. 2002'den bugüne 48,7 milyar dolarlık proje gerçekleştirilmiş, parasal olarak, proje sayısı da 154. 67'den 154'e, 11 milyardan 49 milyar dolara çıkmış. Hükümetlerimiz döneminde gerçekleştirilen yap-işlet kapsamındaki projeler için, devlete projeyi yaptırdık, başladı çalışmaya, iş görüyor, yetmez devlete ödenecek pay 70,7 milyar dolar, işletme süresince. Hani diyorlar ki 'Bunları pahalı pahalı yaptırıyorsunuz, devlet bunlara çuval çuval para ödüyor.' İşte söylüyorum, 48 milyarlık yatırım yapmışız, 71 milyar dolar üstüne para alıyoruz. Hem de eseri de alıyoruz. Süre bitiyor köprü de benim, havaalanı da benim, hastane de benim. Bilen de konuşuyor, bilmeyen de konuşuyor. Ne yapalım, bu memleket böyle. Herkes uzman."

AK Parti'nin 15 yıldır iktidarda olduğunu ve bu sürede başardıklarının ve başaramadıklarının bulunduğunu aktaran Yıldırım, "Ben hep şöyle diyorum, 15 yıldır şeytan taşlamadan arta kalan zamanlarda iş yaptık. Şeytanları azalttıkça daha fazla zamanımız olacak bundan sonra daha çok işe yoğunlaşacağız, daha çok işe yoğunlaşacağız, daha çok iş yapacağız, daha çok üreteceğiz, daha çok insanımızın yüzünü güldüreceğiz. Bu başarıları bugüne kadar nasıl birlikte elde ettiysek bundan sonra da omuz omuza, el ele birlikte daha fazlasını inşallah yapacağız. Reel sektörümüzle, sanayicimizle, işçimizle, memurumuzla, çiftçimizle çok daha iyi seviyeleri, çok daha yüksek standartları elbette yakalama fırsatı bulacağız." değerlendirmesini yaptı.

GELECEK 10 YILDA YENİ TARİHLER YAZACAĞIZ
Bu girişimleri, bu çalışmaları yine engellemek isteyenlerin mutlaka olacağını, bundan kaçışın olmadığını ifade eden Başbakan Yıldırım, sözlerini, "Kıskananlar, önümüzü kesmeye çalışanlar çıkacak. Bölgeye bakın, bölgede yeni planların gözümüzün önünde nasıl hayata geçirilmeye çalışıldığını görüyorsunuz. Güney sınırlarımızda yeni bir kuşak oluşturulmaya çalışılıyor. Yeni bir başağrısı oluşturulmaya çalışılıyor hem Irak'ta hem Suriye'de ama biz buna izin vermeyeceğiz. Bu bizim milli güvenlik meselemizdir. Ülkemizin, milletimizin geleceğidir. Onun için bir olacağız, beraber olacağız, iri olacağız, diri olacağız, birlikte Türkiye olacağız. Türkiye mutlaka hak ettiği yere gelecektir. Bundan dost, düşman herkes emin olsun, ülkemiz Cumhurbaşkanımızın riyasetinde, liderliğinde 2023 hedeflerini gerçekleştirmek için canla başla hükümetimiz çalışıyor. Özel sektörümüzle, sizlerle beraber el ele vererek bunu başaracağız. İnşallah gelecek 10 yılda da yeni bir tarih yazacağız, yeni bir destan yazacağız" diye tamamladı.

KAYNAK: basbakanlik.gov.tr




Yorumlar yükleniyor...
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
» Samsun´da Cinayet: Serdal Göktaş, silahlı saldırıda öldürüldü
» TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu: Lojistik Köy Projesi hukuka aykırı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU