Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
25 Kasım 2017 Cumartesi
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

1 Kasım seçimlerine genel bir bakış...

Cüneyt -MUMCU
Cüneyt
MUMCU

1 Kasım 2015 seçimleri sona erdi. Vatandaşlar yaklaşık %85’lik bir katılımla sandık başına gidip oylarını kullandılar ve yeni bir siyasal sonucun doğmasını sağladılar. Sayısal sonuçları tüm medya organlarında gördüğünüz için bu konuda detaya girmeyi düşünmüyorum. Temas etmek istediğim nokta seçimlerin sosyolojik yansıması. Yani topluma 7 Haziran’dan bu yana ne oldu da Ak Parti oylarını % 10’a yakın bir şekilde arttırdı ya da MHP ve HDP oy kaybetti?

Partilerin doktriner olarak birbirlerinden pek fazla farkı kalmadığı için bir kısım seçmen –ki ben bu oranı toplam seçmenler içinde yaklaşık % 10-12 gibi görüyorum- biraz apolitik olduklarından, biraz kararsız olduklarından, biraz bilgi eksikliğinden ya da biraz partilerin bireysel ve gündelik çıkarlar doğrultusunda verdiği vaatlere önem vermelerinden dolayı seçimden seçime farklı partilere yönelebiliyorlar. Ben bu seçmenlere “rüzgâr nereden eserse o yöne giden seçmen kitlesi” diyorum. Diğer yandan şu anda meclise girmiş olan ve baraj altında kalan partilerin, parti tabanı olarak isimlendirebileceğimiz seçmenlerinden geçmişte aldığı, şu an almış olduğu ve gelecekte de alacağı kemikleşmiş oy diye ifade ettiğimiz bir oy potansiyeli var. Bu oy potansiyeli birçok partinin meclise girmesine yetmiyor. Ancak meclise giren dört partinin kemikleşmiş oy potansiyeli barajın üstünde. 1 Kasım sonuçlarında bu % 10-12’lik “rüzgâr nereden eserse o yöne giden seçmen kitlesi”nin çok büyük payı var. Seçimlerde HDP, MHP ve CHP’nin aldığı oylar büyük oranda kemikleşmiş oylar. 7 Haziran’la karşılaştırıldığında HDP ve MHP’de % 2 ve % 4 oranında bir düşüş var. Eder % 6. Bu oran HDP ve MHP’deki 7 Haziran’ın emanet oylarını temsil ediyor. Barajı geçemeyen ve oy kaybı yaşayan diğer partilerden de % 3 alırsanız, AK Parti’nin % 9 oranındaki artışının altında yatan sayısal sonucu görmüş olursunuz.

Sorulacak soru şudur: Hadi MHP’den AK Parti’ye oy kayması yaşandı. İkisi de “merkez sağ” olduğu için beklenir bir durum. Onu anladık. İyi ama HDP’den Ak Parti’ye oy kayması nasıl olur? İki partinin liderlerinin 7 Haziran’dan sonra birbirlerine demedikleri kalmadı. Bu durumun sırrı da geçen yazımda belirttiğim sosyal bölünmenin siyasal parti sistemlerine etkisi isimli teoride yatıyor. Artık partiler ideoloji partisi değil. Kitle partisi. Ve herhangi bir partiye oy veren bir seçmen diğer bir seçimde vaatlerini daha iyi bulduğu başka bir partiye oy verebiliyor. Yani marka-ürün olayı. Parti, artık siyasal bir yapıdan ziyade ticari bir ürün gibi. Ve seçmen gündelik ihtiyaçlarını giderecek bir markaya ya da ürüne yöneliyor.

Diğer yandan Türk toplumunun genel olarak en fazla korktuğu durumların başında siyasal ve ekonomik istikrarsızlık ve eşlik eden güvensizlik sorunu gelir. Ve genelde bakıldığında bu tip durumların, Türkiye siyasetinde koalisyon dönemlerinde oluştuğunu görürüz. Bu kez bırakın koalisyonu 7 Haziran’dan bu yana tam bir belirsizlik ortamı hüküm sürüyordu. Artan terör olayları, döviz ve altın fiyatlarının hızla yükselmesi, liderler arasında süren suçlayıcı, üzüm yemekten ziyade bağcı dövmek şeklindeki söylemler toplumdaki bu korkuların yeniden ortaya çıkmasına ve giderek artmasına sebep oldu. Ak Parti söylemlerinde, bu istikrarsız durumun koalisyonlardan ya da 7 Haziran sonrası siyasal belirsizlik ortamından olduğu vurgusunu çok iyi yaptı. Ve seçmenin korktuklarının ancak tek parti iktidar olursa gerçekleşmeyeceğini iyi anlattı.

Elbette HDP ve MHP 7 Haziran’daki emanet oyları yani “rüzgâr nereden eserse o yöne giden seçmen kitlesi”nin oylarını ellerinde tutabilecek bir çizgide kalabilselerdi durum şimdi daha farklı olabilirdi.

Bütün bunlardan şu anlaşılmalıdır: Seçim kazanmak kısa vadeli basit siyasi hesaplardan oluşan bir durum değildir. Süreci iyi yönetmek, iyi okumak, planları sürecin ışığında ortaya koymak, kemikleşmiş oydan ziyade arada kalmış seçmenin ne istediğini iyi anlamak ve bu seçmene yönelmek kısacası toplumun sosyal ve psikolojik dinamiklerini iyi kavramaktır. Oy vermiş olun ya da olmayın Ak Parti, bu işi 1 Kasım seçimlerinde iyi başardı.

4 yıllık bir Ak Parti iktidarı daha başlıyor. Ak Parti meclisteki diğer partilerle uzlaşma içerisinde Türkiye’nin geleceği için güzel şeyler ortaya koyabilecek mi? Vaatlerini gerçekleştirecek mi? İddia ettiği istikrarı yeniden tesis edebilecek mi? Terör sorununu çözebilecek mi? Halkın korkularını giderebilecek mi?  Kendisine oy vermeyen % 51’lik kesimi de kucaklayacak mı? Hep birlikte göreceğiz.

Ülkemizin güzel günler görmesi temennisiyle hepinize saygılar sunuyorum.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 2 Yorum Bulunmaktadır
vatandaş
22.11.2015 20:32:11  hesaplama yöntemi
bütün medyada olduğu gibi bu yazıda da partilerin oy kaybı ya da kazancı puan olarak ifade edilmek istenirken tabiri kullanılıyor şöyleki gerçek olan : ak parti oylarının 20 artması ya da 9 puan artması bu durum Ak Parti oylarını 9 artırdı şeklinde ifade ediliyor eğer 9 rakamı kullanılacaksa 0 puan denmesi yeterli

vatandaş
05.11.2015 13:59:29  hdp ten akp ye oy
sayın Cüneyt bey Hdp ten Akp ye nasıl oy potansiyeli oluşur demişsiniz Bazı cesur kürt kökenli kardeşlerimiz bireysel olarak yara alabileceğini göze alarak ülkenin bütünlüğünden yana oy vermesi gerektiğini düşünerek hareket ettiklerinden dolayı olabilirmi..biz türklerden bile bu cesareti sağlayamayan tonlarca insan var yazık..

Tüm Yorumlar TÜM YORUMLARI LİSTELE ( 2 Yorum)

Tüm Yorumlar Araf'ta kalan ruhlara ne olur?  (18.02.2016)
Tüm Yorumlar Kadim Anadolu'nun hep ağlatılan halkı  (30.12.2015)
Tüm Yorumlar Ne Oldu Bize?¹  (10.12.2015)
Tüm Yorumlar Seçime 10 kala  (23.10.2015)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun eğitim camiası yasta: Merve öğretmen kazada hayatını kaybetti
» Gece kızı zayıflama çayı siparişinde kampanyalı fiyat
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU