Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Diyarbakır´da 1 ton 261 kilo esrar ele geçirildi           Samsun´da emekli öğretmen organlarıyla 4 kişiye hayat verdi           Samsun´da 1919 metrelik bayrakla dev yürüyüş           Feci kazada 3 kadın hayatını kaybetti           Bahçeli: 24 Haziran´daki seçimler, 19 Mayıs tarihi gibi hayati öneme sahiptir           Samsun Valisi, ilk kez izlediği Türk Yıldızları pilotlarıyla selamlaştı           BKM: Türkiye´de kullanılan kart adedi 200 milyona ulaştı           Samsun´da Feci kaza: Kamyonun çarptığı motosiklet sürücüsü öldü           Muharrem İnce: Satılan şeker fabrikalarını geri alacağım           Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce ´Seçim Manifestosu´nu Samsun´da açıkladı           Samsun´da 19 Mayıs coşkusu; Atatürk´ü temsil eden bayrak karaya çıktı           Cinnet getirdi, 2 çocuğunu, eşini ve babasını öldürdü           Küba´da yolcu uçağı düştü, sadece 3 kişi kurtuldu           Teksas´taki lisede silahlı saldırı: 10 ölü           Firmaları ´Finansal yardım´ vaadiyle dolandıranlara operasyon          
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
20 Mayıs 2018 Pazar
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Anılarla belleğe...

Mehtap -YILDIZ
Mehtap
YILDIZ

Farkında mıyız bilmiyorum ama, pek çok buluş gibi görüntülerimizin fotoğraf karelerinde önümüze düşmesi ne büyük bir sihir aslında! Düşünüyorum da fotoğrafın henüz yaşama karışmadığı 1839 öncesi yıllarda ömür sürenler, şu anda sefasını sürdüğümüz pek çok olanağın yanısıra, bu sihirle de tanışamadılar, ne yazık ki… Doğuşu itibariyle anlatım dilinin en yalını, en gerçekçisi olan fotoğrafın insanlık tarihinde ne kadar önemli bir çığır açtığını yadsımaya verilecek en güzel yanıt, onun yokluğunu düşünmek olur sanırım.

 Teknolojik gelişimin çıldırdığı alanların başında gelen fotoğraf sektörü, cep telefonlarından en gelişmiş markalı digitallere, ucuzundan pahalısına, az fonksiyonlusundan çok fonksiyonlusuna her gün başka bir yenilikle ortaya çıkan modellerin sunduğu; üretim şeklini kolaylaştıran, basite indirgeyen ya da gözden düşüren çözümlerle, fotoğraf sanatına iyilik mi yapmıştır, kötülük mü bu tartışmalı bir konu… Her ne olursa olsun fotoğrafın itiraz kabul etmez bir yanı vardır ki, geçmişi ve o an'ı belleklere çakmıştır.

Ben size buradan hareketle, fotoğrafın yukarda sözettiğim yalınlığının anı saptama olarak nitelediğimiz boyutunda biraz gezinelim diyeceğim. Anı ya da an fotoğraflarında…

Geçmişimizle bugün arasındaki en direk, en yalansız, en gerçek yolculuk hiçbir gizi saklayamadıklarımızdır anı fotoğrafları... Onlarla dalarız belleğin derinliklerine, istesek de istemesek de.

 Çekildiği anda eskiyen, geçmiş olan suretler... Kimi zaman bir duvarda, bir büfe içinde ya da konsül üstünde, bazen de cüzdanlarımızda ya da çantalarımızda, çoğunlukla da kutsal bir kitap özeniyle, kendine has kokularıyla açılan albümlerimizde...

 Ne kadar önemlidirler sahipleri için... Kiminde bir çitle çevrelenmiş yemyeşil bir bahçenin ter temiz bahar havasını soluruz onlarla, kiminde ait oldukları yılların izlerini taşıyan mekanların ve eşyaların tam ortasında, fotoğraftan bize bakanların yamacında buluruz kendimizi...

Sosyal statü dinlemez anı yolcuları... Bazen gelenekleri anlatır, artık yaşamayan bir aile büyüğü ya da ferdinin evin en görünür duvarında bir çerçeveye hapsedilmiş bakışlarında... Fotoğrafçı koltuğundaki kendinden emin, güçlülük hissettiren oturuşu, dizlerinin üzerine dikkatle yerleştirdiği elleri, ciddi yüz ifadesi ile aslı yoktur ama suretiyle gözleri hep hane halkının üzerindedir ve ben hep buradayım dercesine güven verir…

Sadece bireylerin fiziksel aktarımı değildir anı fotoğrafları, hani günümüzde sıklıkla rastladığımız hep o küçümsenen anlatımla... Kendilerine göre en güzel giysilerini giyer kadınlar. Çocuklar özenli ve temiz, erkekler bakımlı, saçlar taranmış, elbise jilet... Heyecanla geçilir objektif karşısına, ailecek gidilen bir stüdyoda . Ya da kurgulamaya zaman kalmaz, bazen ansızın yakalar onları fotoğraf, daha doğal ortamlarda, daha kendileri olarak... Her şekilde bir ortak nokta vardır; olduğumuzdan farklı görünme isteği... Daha canlı, daha güzel, daha mutlu olmaya çabalarız bilinçli bir şekilde, biliriz ki faniliği geleceğe taşıyacaktır bu kareler.

Oysa hiç farketmeden bir şeyler ele verir bizi gizli saklı. Gözlerimizdeki hüznü ya da sevinci, duruşumuzdaki canlılığı, bıkkınlığı veya yorgunluğu, yani bedenimizin gerçek dilini hiç bir kamera ya da fotoğrafçı gizleyemez. Mekana ve buna bağlı olarak yaşam tarzlarına ilişkin ipuçlarını da kuşkusuz...

 Aile reisinin otoritesini, sertliğini, küçük oğlanın zorla yakalanıp getirilmiş yumurcak sevimliliğini, kız çocuğunun süs ve bebek düşkünlüğünü, kadının yorgun yüz ifadesine karşın tümünü kucaklamaya çalışan anaç kollarının sahiplenişini... Hepsini okursunuz bir fotoğrafa bakarken. Ya giysiler!... Dönemin moda anlayışına, çizgilerine dair ne çok ip ucu taşırlar üzerlerinde... Uzun ya da kısa etekler, makyaj, saç modelleri, ayakkabı biçimleri, şapkalar, kravatlar veya mayolar bizi tek tek taşır belleğe. Nerelerde, ne tür eşyalar eşlik etmiş yaşamlara, hepsi sökün eder anılardan bugüne ve kendi öykülerini yazarlar fotoğraf dilinde birer birer...

Dönemlerinin fotoğraf teknikleri hakkında da bilgi getirirler günümüze beraberlerinde. Kullanılan negatiflerde, kartlarda görürüz siyah-beyazları, sepya tonlamaları, rengi, ışığı ve diğer teknik oyunları... Fotoğrafçının kendine özgü tarzını da yakalarız anı fotoğraflarında... Hatta ilk bakıldığında kimin tarafından çekildiği anlaşılacak kadar siner üzerlerine fotoğrafçının kimliği...

 Konunun bir de başka boyutu vardır ki içimize işler. Zaman geçer, eskiden güle oynaya neşeyle bakılan anılara, gün gelir öyle kolay kolay el atılmaz olur... Onlarsa yılların açığını kapatmak istercesine, albümlerin kıvrılmış, rengi kaçmış, toz kokan yaprakları arasında sabırla beklerler günün birinde aralanmayı, bir bakışla gözgöze gelmeyi, bir duyguyla yeniden karşılaşmayı...

Korkar oluruz geçen yıllarla anılardan, içimizi acıtır geçmiş ve suretleri, üzerlerinde yaşanmış sevinçlerden izler taşısalar da... Burkuluruz, hüzünleniriz, uzanamayız bir türlü onlara, kalbimiz çarpar, ellerimiz titrer, geride kalan bizle yüzleşmekten çekiniriz tuhaf bir içgüdüyle...

 Belki de çoğu kez bizi ürküten, gelecekte bu fotoğraflardakilerle yer değiştireceğimiz gerçeği ile belleğin sonsuzluğuna fırlatılmaktır kimbilir !

 Işığınız bol, anılarınız ölümsüz olsun.

xxxx

Mehtap Yıldız kimdir?

A.İ.T.İ.A Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okulu'nu bitirdi. Meslek hayatını halkla ilişkiler ve iletişim alanında sürdürdü. Resmi ve özel kurumlarda yöneticilik, danışmanlık ve eğitmenlik yaptı. Meslek yaşamının yanı sıra fotoğrafla ilgilenen ve Ankara Fotoğraf sanatçıları Derneği (AFSAD) üyesi olan Yıldız, çeşitli dönemlerde AFSAD'da yönetim kurullarında yer aldı. Basın-halkla ilişkiler sorumlusu, FOTOGRAF dergisi yayın kurulu üyesi, başkan yardımcısı ve başkan olarak görev yaptı. Danışma ve Fotoğaf Değerlendirme kurullarında görev aldı; gönüllü olarak Temel Fotoğraf Eğitim Seminerleri Eğitmeni oldu. AFSAD adına düzenlenen ulusal fotoğraf sergileri, ulusal  ve uluslar arası düzeyde  kişisel ve karma saydam gösterileri ve karma fotoğraf sergilerinde katılımcı, organizatör ve proje yöneticisi olarak yer aldı. Uzun süredir profesyonel anlamda sadece keyif aldığı uğraşlara zaman ayıran Yıldız, yaşam amacını; hiç durmadan farklı coğrafyalara, farklı kültürlere yolculuk, özü insan olan yeni keşifler, paylaşımlar ve dünya vatandaşı olmak olarak tanımlıyor...


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Geçmişte gezinti...  (16.11.2014)
Tüm Yorumlar Ne güzeldir yollarda olmak şimdi...  (03.10.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Tiyatro izlemenin adabını bilmiyorsanız, gelmeyin!
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Olmadı...
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Yeni neslin zekasının sırrı beslenme
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Trafikte korna sesleri...
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Çikolata mutluluk ve sağlık kaynağıdır
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Oruç tuttuğunuzda vücudunuzda neler olur?
» Kanada Dil Okulları Hakkında Bilinmesi Gerekenler
» Samsun´daki kazada liseli İpek hayatını kaybetti
» Samsunspor´da ligde kalma primi 1 milyon TL olarak açıklandı
» Samsun´a 2. üniversite kurulmsı için kanun tasarısı meclise sunuldu
» Benzine bir zam daha!
» Samsun´da şüpheli ölüm!
» Ünyespor´un masörü, oğlu tarafından öldürüldü
» Uzman Çavuş Orhan Sürmen, yerdeki Kur´an´ı kaldırmak isterken şehit olmuş
» Vali Osman Kaymak, Samsun´daki mülteci sayısını açıkladı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU