Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
25 Kasım 2017 Cumartesi
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Çanakkale...

Prof. Dr. Süleyman -ÇELİK
Prof. Dr. Süleyman
ÇELİK

Başkomutan Vekili Enver Paşa, savaş başlamadan Ordu’yu Almanlara teslim etmiş, tüm kritik görevlere Alman komutan ve kurmaylar atanmıştı. Yarbay Mustafa Kemal, Sofya’dan bir mektup yazarak Enver Paşa’ya çekincelerini bildirdi: “Almanlar öncelikle bizim değil, kendi ülkelerinin çıkarlarını düşünürler. Komuta görevinin onlara verilmesini doğru bulmuyorum.”

Savaş başladığında, “cephede bir görev” isteği üzerine Sofya’dan atandığı Gelibolu Yarımadası’ndaki 19.Tümen’e geldiğinde, tümeninin bağlı olduğu 5.Ordu komutanının bir Alman (Liman Von Sanders) olduğunu öğrenince elbette canı sıkıldı. Ayrıca Ordu’ya bağlı birçok birlik komutanıyla kurmayların çoğu da Almandı.

Savaş sürerken edindiği izlenimler, çekincelerinde ne kadar haklı olduğunu gösterdi. Almanlar sanki kazanmak için değil, düşmanı oyalamak ve bu şekilde Almanya’ya zaman kazandırmak için savaşıyorlardı.

Liman Paşa düşmanın Saros Körfezine çıkarma yapacağını düşünerek, önlemlerin ona göre almıştı. Savaştaki başarıları nedeniyle albaylığa yükseltilmiş olan Mustafa Kemal, “çıkarmanın Suvla Koyu’na yapılması olasılığının daha fazla olduğunu, buna göre önlem alınmasını” önerdi. Fakat önerisi kabul edilmedi. Ne yazık ki Kolordu Komutanı Esat Paşa da bu konuda Sanders gibi düşünüyordu.

6 Ağustos 1915’de İngilizler Suvla’ya 10.000 asker çıkardılar. Karşılarında sadece, Lalababa Tepesi’nde kıyıyı gözetleyen 70 kişilik bir birlik vardı. Birlik Komutanı kırmızı işaret fişeği atarak durumu bildirdi: Çıkarma başladı. Saat 22.00’ydi.

Fakat Liman Paşa’nın Saros takıntısı sürüyordu. “Bunun bir oyalama çıkarması olduğunu” düşünerek Saros Bölge Komutanı Albay Ahmet Fevzi’yi aradı, bir alayını Suvla’ya göndermesini istedi, “bununla birlikte Saros’a yapılacak asıl çıkarma için hazır olun” diye uyardı. O gece düşman Kanlısırt’ı ele geçirdi.

İkinci gün İngilizler Suvla’ya 17.000 asker daha çıkardılar ve 27.000 askerle saldırmaya başladılar. Hava kararırken, kuzeydeki Karakol Dağı’nın bir kısmı ile stratejik önemi olan Mestantepe’yi ele geçirdiler. Bir kol düşman birliğinin de Suvla’dan Sazlıdere-Ağıldere’ye doğru ilerlediği görüldü. Karşılarında bunları durduracak birlik yoktu. Suvla’ya çıkanlar ile Anzaklar birbirleriyle  buluşmak üzereydi.

Durum gittikçe kötüleşiyordu. Liman Paşa nihayet uyandı. Gelen raporları okuyunca dehşete düştü. İngilizler biraz hızlı davransalar, Anafarta tepeleri ellerine geçecek, kıskacın iki ucu Kocaçimen Tepe’de birleşecekti. Bu 5.Ordu’nun sonu olur, İngilizler buradan Yarımada’yı geçerek Boğaz’a akarlardı, Maydos’a, Kilitbahir’e, Aktaş’a, Kilye’ye.

8 Ağustos, 3.Gün, saat 20.15. Liman Paşa, Albay M. Kemal telefonla arayarak fikrini sordu. M.Kemal, gidişin çok kötü olduğunu anlattı, “bununla birlikte, daha bir an var. Bu anı da kaybedecek olursak bir genel felaket karşısında kalmaklığımız olasıdır” dedi.

Liman Paşa sordu: “Peki, çare, siz ne düşünüyorsunuz?”

“İlk yapılacak tüm bu bölgedeki, yani Arıburnu, Conkbayırı, Kocaçimen ve Anafartalar’daki hareket ve kuvvetler birleştirilmeli, tek bir ele verilmeli, bir komuta altına alınmalı, başına da bu işi başaracak enerjik bir komutan getirilmelidir.”

“Komutan olarak kimi önerirsin.”

“Ben üstlenirim.”

Söz konusu olan iki kolorduya yakın kuvvetti. Bu kadar çok birliğin henüz yeni albay olmuş, 34 yaşındaki genç bir komutanın emrine verilmesi!...

Liman Paşa sordu: “Bu kadar çok kuvvet sana fazla gelmez mi?”

Mustafa Kemal sakin bir sesle yanıtladı: “Hayır, az bile.”

Liman Paşa, geldiğinden beri kendisiyle didişen, sürekli eleştiren bu genç subayı pek sevmiyor, fakat takdir ediyordu. Bu koşullarda kabul etmekten başka çaresi yoktu. Anafartalar Grup Komutanlığı’na Albay M.Kemal’in atama emrini  imzaladı.

Kararı duyan genç kurmay subaylar, sanki Conkbayırı temizlenmiş, Suvla’dakiler denize dökülmüş gibi sevindiler. Fahrettin Bey gür sesiyle güldü. “Bizim önerimiz kolordu komutanlığıydı. Onu çok gördüler. Şimdi bir çeşit ordu komutanı yaptılar.” 9.Tümen de M.Kemal’e bağlanmıştı. Kararı sevinçle M. Kemal’e bildirdiler.

Saat 23.15’de atama emrini alan Alb. M. Kemal, 19. Tümen’in komutanlığını 27. Alay Komutanı Şefik Bey’ devretti, tümen ve cephe ile ilgili talimatlarını verdi, tümene veda mesajı yayınlayarak yeni görevine başladı.

M. Kemal gecenin bu saatinde yanına Tümen Başhekimi Yarbay Hüseyin Bey ile emir subayını alarak atına bindi ve Anafartalar Grup Komutanlığı Karargahına hareket etti. Ancak saat 01.30’da karargahı bulabildiler. Yerine atandığı eski Grup Komutanı Albay Ahmet Fevzi çadırında uyuyordu. Kurmay Başkanı vediğer kurmaylarla karargah subaylarını topladı. Özet bilgi aldı, savaş planlarını inceledi. Gerekli düzenlemeleri yaptı. Alt birliklere ilgili subaylar ve emir atlılarıyla emir ve talimatlarını gönderdi.. Gün doğmak üzereydi. Savaşı yöneteceği Çamlıktepe’ye hareket etti.

Tarihe Birinci Anafartalar Savaşı olarak geçecek ünlü savaş 9 Ağustos’ta şafakta başladı. Akşama kadar süren çetin muharebelerden sonra İngilizler püskürtülerek Suvla Koyu’na sürüldüler. Akşama doğru karargaha Liman Paşa geldi. Mustafa Kemal’in zaferini kutladı. “Kaybetseydik İstanbul düşecekt. Siz yetersiz kuvvetlerle bu büyük zaferi tersine çevirdiniz. Bu zafer tarihe sizin adınızla geçti” diyerek sordu: “Şimdi ne yapmayı düşünüyorsunuz?”

M. Kemal, “Conkbayırı’na giderek düşman cepheden taarruz etmeyi düşündüğünü” söyledi. Liman Paşa taarruz için başka bir düzen düşünüyordu . Ancak bu genç muzaffer komutanı serbest bırakmayı daha uygun buldu: “Kararınıza kesinlikle karışmak istemem. Sadece düşüncelerimi söylemiştim” dedi.

Liman Paşa ayrıldıktan sonra kurmaylarıyla birlikte Conkbayırı’na hareket etti. Yolda bir İngiliz uçağının saldırısına uğradılar. Havanın kararmasından da yararlanarak saldırıyı atlatıp geç vakit Conkbayırı’ndaki 8. Tümen Karargahına ulaştılar.

Komutan ve kurmayları topladı. Şafakla birlikte düşmene taarruz edeceklerin bildirdi. “Taarruz için kuvvet ve mühimmatlarının yetersiz olduğunu” bildiren ve  “takviya kuvvetlerin beklenmesini” önerenler olduysa da “zaman bizim aleyhimize çalışıyor” diyen M. Kemal kararını değiştirmedi. Taarruza katılacak birlikleri dolaşarak komutanından, subayına, erine kadar herkesle görüştü, morallerini yükseltti. Beş gecedir doğru dürüst uyumamıştı, biraz kestirmek üzere uzandı.

CONKBAYIRI. 10 Ağustos 1915, sabaha karşı.

Mustafa Kemal ortadaki birliğin önünde durdu. “Askerler!” dedi, “..karşımızdaki düşmanı yeneceğimize hiç şüphe yoktur. Fakat siz acele etmeyin. Önce ben ileri gideyim. Siz, ben kırbacımla işaret verdiğimde hep birden atılırsınız. Gazanız mübarek olsun!”

M.Kemal yüksekçe bir yere yürüdü. Durdu. Askerlerine baktı. Soluk şafak ışığında binlerce çelik süngü ve demir yüz parlıyordu. Subaylar ve askerler de alacakaranlık içinde hayal gibi görünen komutanlarına bakıyorlardı.

M. Kemal kırbacını havaya kaldırdı, bir süre öyle tuttu, bütün birlikler görmüş olmalıydı, hızla indirdi.

Subaylar yüreklerini yerinden koparırcasına haykırdılar: “Hücuuuum!”

Askerlik tarihinde bir daha eşine rastlanmayacak olan büyük süngü hücumu başladı. Binlerce subay ve asker, tek bir beden gibi, hızla ileri atıldı. Lav gibi aktı.

Yer ve gök subayların ve Mehmetçiklerin savaş çığlıklarıyla sarsılmaktaydı: “Allah Allah Allah Allah Allah…”

Sonuçta M. Kemal 9 Ağustos 01.30’da göreve başladı, 10 Ağustos akşamı düşman bütün tepelerden atılarak Suvla Koyu’na sürüldü. Bu arada kızgın bir mermi parçası M. Kemal’in göğsüne isabet etti. Kendisini sarsmakla birlikte, şarapnelin saatine denk gelmesi yaşamını kurtardı. Yanında bulunan 24. Alay Komutanı, çocukluk arkadaşı Nuri Conker, bir mucizeye tanık olduğunu düşündü ve “Allah seni millete bağışladı” dedi.

Kaynak: Turgut Özakman DİRİLİŞ – Çanakkale 1915.
Her Türk’ün bununla birlikte Rahmetli Turgut Özakman’ın diğer iki kitabı, ‘Şu Çılgın Türkler’ ve ‘Cumhuriyet –Türk Mucizesi’ni okuması gerek. Çünkü son yıllarda hainlerin sayısı o kadar arttı ki bu kitaplar ihanete karşı insanlarımız için koruyucu aşı olabilirler.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Keramet cübbede değildir!  (09.05.2015)
Tüm Yorumlar Din ve Mezhep...  (15.04.2015)
Tüm Yorumlar "Ateşi ve İhaneti Gördük"  (07.02.2015)
Tüm Yorumlar Ermeni soykırımı yalanı ve baba-oğul Perinçek'ler  (20.01.2015)
Tüm Yorumlar Konuşmaktan başka ne yaptınız?  (15.12.2014)
Tüm Yorumlar Atatürk ve diğerleri...  (09.11.2014)
Tüm Yorumlar Magna Carta...  (04.11.2014)
Tüm Yorumlar Kısa Bilim ve Uygarlık Tarihi...  (09.10.2014)
Tüm Yorumlar Torunuma mektup...  (25.09.2014)
Tüm Yorumlar Yetmiş yaşa güzelleme...  (12.09.2014)
Tüm Yorumlar Ulusalcılığa kimler karşı?  (01.09.2014)
Tüm Yorumlar Yat limanı fiyaskosu...  (27.08.2014)
Tüm Yorumlar Atakum Sahil Düzenlemesi...  (18.08.2014)
Tüm Yorumlar Denizi ve Yeşili olmayan kıyı kenti  (11.08.2014)
Tüm Yorumlar Güzeli öldüren ile güzellikleri yok edenler  (17.07.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun eğitim camiası yasta: Merve öğretmen kazada hayatını kaybetti
» Gece kızı zayıflama çayı siparişinde kampanyalı fiyat
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU