Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Tekvando Federasyonu Asbaşkanı Uzun istifa etti           Samsun´da genç avukat Korhan Çömezoğlu hayatını kaybetti           Samsun´da eşekten düşen Bahri Akman hayatını kaybetti           Samsun´da ´Çerkez Soykırımı´nda ölenler için denize çelenk bırakıldı           Samsun´da 7 yaşındaki Muratcan kaza kurşunu ile hayatını kaybetti           Ağrı´dan acı haber: Asteğmen Cengiz Uslu ve Er Recep Yıldırım şehit oldu           Diyarbakır´da 1 ton 261 kilo esrar ele geçirildi           Samsun´da emekli öğretmen organlarıyla 4 kişiye hayat verdi           Samsun´da 1919 metrelik bayrakla dev yürüyüş           Feci kazada 3 kadın hayatını kaybetti           Bahçeli: 24 Haziran´daki seçimler, 19 Mayıs tarihi gibi hayati öneme sahiptir           Samsun Valisi, ilk kez izlediği Türk Yıldızları pilotlarıyla selamlaştı           BKM: Türkiye´de kullanılan kart adedi 200 milyona ulaştı           Samsun´da Feci kaza: Kamyonun çarptığı motosiklet sürücüsü öldü           Muharrem İnce: Satılan şeker fabrikalarını geri alacağım          
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
21 Mayıs 2018 Pazartesi
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Din ve Mezhep...

Prof. Dr. Süleyman -ÇELİK
Prof. Dr. Süleyman
ÇELİK

Tayyip Erdoğan, Kutlu Doğum Haftası açılış töreninde yaptığı konuşmada, “bizim Sünnilik diye bir dinimiz yoktur. Bizim Şialık diye de bir dinimiz yoktur. Bizim tek dinimiz var. O da İslam’dır” demiş.

Hz. Muhammed’in ölümünden beri yaşanan hayatın gerçekleriyle bağdaşmayan bir söz.

İslam Sünni, Şii diye ikiye ayrılmış olsa, ona da razıyız; Sünniliğin ve Şiiliğin dışında, bir de bunların içinden çıkmış tarikatlar veya kendisine tarikat demeyen, ama aslında tarikat olan cemaatler vs. var.

Tarikat yol demek. Herkes “bizim yolumuz doğru, gerçek Müslüman biziz. Bizim dışımızdakiler Müslüman değil” diyor ve “Allah u ekber” diyerek birbirlerini öldürüyorlar.

Bu kavga daha Hz. Muhammed’in cenazesi kalkmadan başladı ve dallanarak hala sürüyor.

Tayyip Erdoğan’ın aynı konuşmasında şiddetle eleştirdiği ve “Müslümanlıkla ilgileri yok” dediği IŞİD’cilere veya konuşmada adları geçmeyen El Kaide’cilere, Hizbullah’çılara vs. soracak olursanız, kendilerinden olmayanlara “katli vacip kafir!” diyecek kadar “gerçek Müslümanlar’ın kendileri olduklarını” öne süreceklerdir. Nitekim,  bunlara inanan binlerce insan var ve bu uğurda ölmek için, yoksul değil, “refah toplumu” denilen İngiltere’den, Almanya’dan vs. kalkıp buralara savaşmaya geliyorlar.

Bizdeki tarikat/cemaatlere sorun; onlar da “bizim yolumuz doğru” diyeceklerdir. Hatta aynı tarikat/cemaatten türemiş “alt yol”cular var. Yollarının, ölmüş olan “aynı ‘Efendi Hazretleri’nin yolu” olduğunu söyleyeceklerdir. Fakat ortaya çıkmış ‘Küçük Efendi Hazretleri’, aynı cemaati bölerek farklı yollara yönlendirmişlerdir. Bu efendi hazretleri de ölünce yeniden dallanacaklardır.

Gerçekte ‘mesele’ din de değil, tarikat da. Mesele egemenlik; yani “kim egemen olacak?” Çünkü egemen olursan, aslan payını sen alırsın. Çevrenize bakın; bırakın tarikat/cemaat liderlerini, onların sözcülerinin/yakınlarının bile milyonluk villalarda oturduklarını, lüks içinde yaşadıklarını görürsünüz.

Kimse egemenliği yani iktidarı paylaşmak istemez; güçlü olan egemen olur. Arada, bunlara inanan saf insanlar (müritler) ezilir; onlar “bu yoldan Cennete gideceklerini” düşünerek efendileri için ölümüne savaşırlar.

Yavuz Sultan Selim ile Şah İsmail arasındaki mesele mezhep değildi. İkisi de Türk olduğuna göre aralarında ulusal bir sorun da yoktu. Mesele egemenlik idi. Yavuz kazandı, Şah İsmail’in hazinesine el koydu, hatta tahtını da aldı. Bugün Topkapı Sarayı’nda duruyor.

Son yıllarda siyasal literatüre girmiş olan “paralel” sözcüğü, aslında egemenlik meselesinin anahtar sözcüğü. İktidara destek oldukları sürece bir sorun yoktu; hatta “ne istediler de vermedik” sözünün ifade ettiği gibi, her istedikleri karşılanıyordu. Ne zaman ki iktidara ortak olmak istediler, yani ‘paralel iktidar’ olmak istediler; o zaman dostluk bitti ve egemenlik savaşı başladı.

Çözüm nedir? Çözüm tarihten ders almaktır. “Tarihten ders alamayanlar tarihi yeniden yaşarlar.” Bunu anlayamayanlar, “tarih tekerrürden (tekrardan) ibarettir” derler.

Bizim yaşadıklarımızın aynısını Hıristiyan Avrupalılar yaşadı. Yüzlerce yıl savaştılar, birbirlerini “Allah u ekber” diyerek değil ama, “Kutsal Teslis veya İsa Mesih adına” diyerek öldürdüler. Adına “30 Yıl Savaşları” denilen, Avrupa’daki tüm devlet ve devletçiklerin birbirleriyle, artık öldürecek güçleri kalmayıncaya kadar, 30 yıl savaştıkları oldu. Katolikler, Paris’te bir gecede 10 bin Protestan’ı öldürdüler. Sonra akıllarını başlarına aldılar. Aydınlanma Devrimini gerçekleştirdiler. Herkesin dinini vicdanında yaşadığı, papazların dünya işlerine karışmadığı, sadece insanların ibadetlerine aracılık ettikleri, adına laiklik dedikleri bir sistem geliştirdiler. Ve savaşlar da sona erdi, katliamlar da. Dini değil, akıl ve bilimi kılavuz edindikleri için “Keşifler ve İcatlar” çağını başlattılar. Bugün bizim de yararlandığımız ve rahat yaşamamızı sağlayan tüm uygarlık araçlarını, elektriği, telefonu, treni, otomobili, uçağı, röntgeni, MR’ı, çamaşır makinesini vb. yaşamımızda kullandığımız her şeyi onlar buldu. Dahası hastalıkların nedenlerini saptadılar, mikropları keşfettiler ve bunlara karşı ilaçlar buldular, tedavi yöntemleri geliştirdiler. Bu buluşlar insan ömrünü uzattı; bundan 70 sene önce 40 yıl olan ‘ortalama ömür’ bugün 80’e çıktı.

Atatürk’ün gerçekleştirmek istediği devrim Aydınlanma Devrimiydi. Bunun için laikliği getirdi. Bunun için tekkeleri, zaviyeleri vs. kapattı. “Ben dahil, hiçbir insanın, şeyhlerin, şıhların, dedelerin, babaların, hocaların vs.  peşinden gitmeyin. Yalnız aklı ve bilimi kılavuz edinin” dedi. Ne yazık ki o öldükten sonra, onun gerçekleştirmek istediklerini anlayacak bilgimiz, birikimimiz ve aklımız olmadığı için yaptıklarını yıktık. ‘Körlerin fil tarifi’ gibi laikliği tarif etmeye çalıştık. En sonunda mevcut partilerin  liderler, elbirliği ile laikliğin köküne kibrit suyu döktüler. Bugün (güya) akılcılar bile “kanaat önderleri”nden söz ediyor.  Kanaat önderi yani eski deyimle mürşit olursa mürit de olur.

Tayyip Erdoğan sık sık “yerli otomobil üretimi” özlemini dile getiriyor. Bu amaçla özel girişimcileri sıkıştırıyor, teşvik vaat ediyor vs.  Ama olmuyor. Aydınlanma Devrimini gerçekleştirmeden, yaratıcı akıl gelişmez. Yaratıcı akıl olmayınca, değil yeni bir şey keşfetmek/bulmak, el oğlunun 120 sene önce gerçekleştirdiği otomobilin taklidini bile yapamazsın. O zaman da hep sömürülsün ve sömürücülerin aleti olursun.

Yemen krizini Müslümanlar mı çıkardı? Bab’ül Mandab Boğazı’ndan petrol tankerlerinin güvenli geçişini düşünen Hıristiyan emperyalistler çıkarmış, Müslüman ülkeler de buna ‘sazan’ gibi atlamış olmasınlar!..


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 1 Yorum Bulunmaktadır
COŞKUN KÖYCÜ
4/15/2015 4:06:15 PM  TEBRİK
SAYIN SÜLEYMAN ÇELİK BU YAZISINDA ÖNEMLİ BİR KONUDA ÇOK ANLAMLI SENTEZ ANALİZ YAPMIŞ.

Tüm Yorumlar TÜM YORUMLARI LİSTELE ( 1 Yorum)

Tüm Yorumlar Keramet cübbede değildir!  (09.05.2015)
Tüm Yorumlar Çanakkale...  (18.03.2015)
Tüm Yorumlar "Ateşi ve İhaneti Gördük"  (07.02.2015)
Tüm Yorumlar Ermeni soykırımı yalanı ve baba-oğul Perinçek'ler  (20.01.2015)
Tüm Yorumlar Konuşmaktan başka ne yaptınız?  (15.12.2014)
Tüm Yorumlar Atatürk ve diğerleri...  (09.11.2014)
Tüm Yorumlar Magna Carta...  (04.11.2014)
Tüm Yorumlar Kısa Bilim ve Uygarlık Tarihi...  (09.10.2014)
Tüm Yorumlar Torunuma mektup...  (25.09.2014)
Tüm Yorumlar Yetmiş yaşa güzelleme...  (12.09.2014)
Tüm Yorumlar Ulusalcılığa kimler karşı?  (01.09.2014)
Tüm Yorumlar Yat limanı fiyaskosu...  (27.08.2014)
Tüm Yorumlar Atakum Sahil Düzenlemesi...  (18.08.2014)
Tüm Yorumlar Denizi ve Yeşili olmayan kıyı kenti  (11.08.2014)
Tüm Yorumlar Güzeli öldüren ile güzellikleri yok edenler  (17.07.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Tiyatro izlemenin adabını bilmiyorsanız, gelmeyin!
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Olmadı...
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Yeni neslin zekasının sırrı beslenme
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Trafikte korna sesleri...
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Çikolata mutluluk ve sağlık kaynağıdır
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Oruç tuttuğunuzda vücudunuzda neler olur?
» Kanada Dil Okulları Hakkında Bilinmesi Gerekenler
» Samsun´daki kazada liseli İpek hayatını kaybetti
» Samsunspor´da ligde kalma primi 1 milyon TL olarak açıklandı
» Samsun´a 2. üniversite kurulmsı için kanun tasarısı meclise sunuldu
» Benzine bir zam daha!
» Samsun´da şüpheli ölüm!
» Ünyespor´un masörü, oğlu tarafından öldürüldü
» Uzman Çavuş Orhan Sürmen, yerdeki Kur´an´ı kaldırmak isterken şehit olmuş
» Vali Osman Kaymak, Samsun´daki mülteci sayısını açıkladı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU