Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
21 Kasım 2017 Salı
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Essahtan adam...

Tayfun -TURAN
Tayfun
TURAN

Son yıllarda sıkça kullandığımız bir deyim var, “Adam gibi adam”. Bana göre yanlış bir deyim. Cümle yapısı ve sözcüklerin içerdiği anlam açısından sanki yanlış bir betimleme gibi. Adam gibi, deyince sanki “değil ama benziyor” gibi bir anlam çıkıyor. Nasıl bir adam? sorusuna, “adam gibi adam” cevabı; aslında adam değil ama adama da benzeyen bir şey gibi bir anlam yüklüyor. Buna rağmen zaman zaman ben de kullanıyorum. Hâlbuki eskiden Anadolu'da bunun yerine kullanılan ve benim de çok hoşuma giden bir deyim vardı, “Essahtan adam!”. Yani gerçekten adam, yapmacık, yapay, sahte değil, gerçekten adam...

Kasabalarda, köylerde duyardım bazen, sohbet sırasında “Bir önceki Kaymakam bey essahtan adamdı ya da benim bir komutanım vardı essahtan adamdı” gibi üzerine basa basa tanımlarlardı. Bu tanımlama ile adamın özü sözü bir, haksızlığa karşı durabilen, yiğit, mert, dürüst ve benzeri birçok güzel vasıfları olduğu belirtilmek istenirdi. Laf aramızda eskiden kadınların da endamı yerinde olan, oturmasını, kalkmasını, konuşmasını bilenlerine “Hökümet gibi garı” derlerdi. Gösteriş yapan, yapmacık davranan, yerli yersiz davranışları olanlara da “Zibidi” denirdi. Sanırım bu essahtan adamlar eskiden daha bir çoktu. Ve galiba toplumda kültürel değerler giderek yozlaşınca bu zibidiler de çoğaldı. Özellikle kitle iletişim araçları yaygınlaşınca bunlarla daha bir sık karşılaşmaya başladık. Medya diye bir şey çıktı reyting diye bir kavram icat edildi. İnsanlar hiç olmadıkları gibi davranmaya, olmadık şeyler yapmaya başladılar. Seyirciye oynamak, tribünlere oynamak gibi kavramlar gelişti. Bazı insanlar daha bir sahte, daha bir ikiyüzlü davranmaya başladı. Bu davranış modeli bir tür kazanç kapısı oldu. Hadi televizyonlarda, sosyal medyada, magazin haberlerinde bu tür davranışların reyting getirisi olduğu artık kanıksanmış olsa da ciddi, politik ve siyasi programlarda ve tabii ki parlamentoda bu davranışların tanımı eskilerin deyişiyle ancak zibidilikle ifade edilebilir.

Birçok örneğini ismen hepinizin verebileceğini biliyorum. Yazılarımda insanların isimlerini vererek haklarındaki düşüncelerimi paylaşmaktan yana değilim. Zira çok yakından tanımadığım insanlar hakkında “yanılıyor da olabilirim” diye düşünüyorum. Ancak öyle isimler var ki televizyonda otuz saniyeden fazla izleyemiyorum. Bir eli yağda, bir eli balda, tiyatro sanatçılarının, tv programcılarının, gazetecilerin fakir edebiyatı yapıp reyting almaları bana samimiyetsiz geliyor. Bunlar geçmişte de vardı ama şu sıralar hayli çoğaldı. Boşanacaklarını dahi televizyon muhabirlerini toplayıp kameralar önünde birbirleriyle tartışarak haber yaptıran, özel hayatlarını reytingle kazanca dönüştürmeye çalışan tiyatrocular bugün sosyal demokrat, hatta solcu sıfatlarına bürünüp programlara çıkıyorlar. "Sen salaksın, sen yalakasın, bak ben ne kadar cesurum..." gibi ifadelerle televizyon kameraları önünde kavga ediyor, yayın bittikten sonra da “hadi bakayım köfte, kaptın yine reyting’i” diye şakalaşabiliyorlar... Sonra da (Biz mi salağız nedir?) günlerce sosyal medyada haber konusu oluyorlar. Her birinin ayrı ayrı taraftarları, destekçileri çıkıyor ve birbirlerine ağıza alınmayacak hakaretler yağdırıyor...

Parlamentoda daha bir yaygın bu seyirciye oynayan popülistler. Komedyenleri aratmayacak tavırlarla ellerinde laptoplar, aynalar, videolar, sinirli ifadelerle hükümete veryansın ediyor, sonra da hükümetin önerdiği kanun tekliflerine, teskerelere oy veriyorlar. Mış gibi görünüp, muş gibi yapıyorlar. Tamamen samimiyetsiz, düşünce, tutum ve davranışları birbirinden uzak adamlar, muhalefet yapıyoruz diye 'show' yapıyorlar. Bunlardan geçmişte de çok vardı. Seçim propagandalarında öpmedik vatandaş bırakmaz, halı dokuyan kızlarla halı tezgâhına oturur,  eline tırpan alıp ot biçmeye, kova alıp inek sağmaya kalkarlardı. Halkçı ve halktan biri gibi görünmek adına yapmadıkları kalmazdı. Bugün de pek değişen bir şey yok. Geçenlerde bir muhalefet sözcüsü sokakta gördüğü çöpçünün elinden süpürgeyi faraşı kapmış televizyon kameralarına poz veriyordu. Aynı vekil bir ara televizyon kameraları önünde demeç verirken oğlu cep telefonuyla arayıp “Çok iyi gidiyor baba sosyal medya çalkalanıyor” demiş onu da vekilimiz muhabirlerle paylaşmıştı...

Lafı daha fazla uzatmadan sormak istiyorum. Ne oldu o “essahtan adamlara?”. Biz hep bu zibidilerle mi uğraşacağız? Yoksa gerçekten “essahtan adam” kalmadı da biri birazcık benzediğinde ona “adam gibi adam” diyoruz?

x x x

Tayfun Turan kimdir?

10 Şubat 1955 yılında Sungurlu’da doğdu. İlk ve Orta Okulu Sungurluda Liseyi Ankara Keçiören Lisesinde tamamladı. 1975 yılının ocak ay’ında Hacettepe Üniversitesinde memur olarak işe başladı. 1976 yılında A.İ.T.İ.A Gazetecilik ve Halkla İlişkiler Yüksek Okuluna girdi. 1980 yılında aynı okuldan mezun oldu. Ancak günün şartları nedeniyle Gazetecilik mesleği yerine Hacettepe Üniversitesindeki  görevini sürdürdü. Aynı üniversitenin çeşitli kademelerinde görev yaptıktan sonra, 1999 yılında Hacettepe Hastaneleri Hastane Müdürü oldu. 2011 yılına kadar aktif olarak sürdürdüğü bu görevi, yönetim değişikliği nedeniyle Hacettepe Üniversitesine bağlı çeşitli Meslek Yüksek Okullarında danışman görevli olarak sürdürmektedir. Evli bir çocuk sahibidir.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 1 Yorum Bulunmaktadır
Erol Denli
27.02.2014 15:08:00  Kutlama
Çok net bir gözlem...Ne yazıktır ki klasik ama gerçek sentez Aziz Nesin haklıydı.Keşke daha kültürlü ve bilinçli toplum olabilseydik.Yalanlarla yürütülen gemilerin takipçisi yada şakşakçısı olmayan çoğunluğun bireyleri olsaydık.Yazınızın devamını diler halkı bilinçlendirme çabanızı takdir ederim,saygılarımla ...

Tüm Yorumlar TÜM YORUMLARI LİSTELE ( 1 Yorum)

Yorum Yaz Yazar'a Ait Başka Makale Bulunmamaktadır.
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
» Samsun´da Cinayet: Serdal Göktaş, silahlı saldırıda öldürüldü
» TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu: Lojistik Köy Projesi hukuka aykırı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU