Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Diyarbakır´da 1 ton 261 kilo esrar ele geçirildi           Samsun´da emekli öğretmen organlarıyla 4 kişiye hayat verdi           Samsun´da 1919 metrelik bayrakla dev yürüyüş           Feci kazada 3 kadın hayatını kaybetti           Bahçeli: 24 Haziran´daki seçimler, 19 Mayıs tarihi gibi hayati öneme sahiptir           Samsun Valisi, ilk kez izlediği Türk Yıldızları pilotlarıyla selamlaştı           BKM: Türkiye´de kullanılan kart adedi 200 milyona ulaştı           Samsun´da Feci kaza: Kamyonun çarptığı motosiklet sürücüsü öldü           Muharrem İnce: Satılan şeker fabrikalarını geri alacağım           Cumhurbaşkanı Adayı Muharrem İnce ´Seçim Manifestosu´nu Samsun´da açıkladı           Samsun´da 19 Mayıs coşkusu; Atatürk´ü temsil eden bayrak karaya çıktı           Cinnet getirdi, 2 çocuğunu, eşini ve babasını öldürdü           Küba´da yolcu uçağı düştü, sadece 3 kişi kurtuldu           Teksas´taki lisede silahlı saldırı: 10 ölü           Firmaları ´Finansal yardım´ vaadiyle dolandıranlara operasyon          
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
20 Mayıs 2018 Pazar
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Gerçek deli kim?

Şenol-KUL
Şenol
KUL

Çocukluğumda köyümüzün sevimli bir delisi vardı. Adı Abdullah. İnsanlar Abdullah abiyle dalga geçerdi ama aynı zamanda da çok severlerdi. O zamanlar deliler Allah tarafından topluma gönderilmiş saf veliler olarak kabul edilirdi. Onlar toplumun renkleriydi. Onlarsız bir düğün, cenaze, kısacası gün düşünülemezdi.

Abdullah abi köyün meydanında göründüğünde herkesi bir heyecan kaplardı.  Onlar günümüzde olduğu gibi cinnet geçirmiş deliler değildi. Onlardan korkulmaz, tam tersine sevilir ve çok şey öğrenilirdi. Toplumda herkes birbirine saygılı ve hoşgörülüydü. Toplumda herkese her renge de  yer vardı.

Bir gün Abdullah abi elinde tüfekle köy meydanında göründü. Herkes onu görünce sevindi ama aynı zamanda da elindeki tüfek nedeniyle meraklandı.  Meraklandık ama kaygılanmadık. Çünkü o aslında silah kullanmaz, şiddete yönelmezdi. Onu kimse daha önce silahla da görmemişti. Merakla sorduk kendisine;

-“Abdullah abi böyle elinde tüfekle nereye?” 
-”Leylek mahallesinde bir deli var, onu vuracağım.”

Tabii her kes “delidir ne söylese yeridir” diye güldü geçti. Ama aynı zamanda merağımız da arttı. Abdullah abi elinde tüfekle gitti. Aradan iki saat geçti. Gittiği yerden döndü. Yine merakla sorduk.

-“Vurdun mu o deliyi?” 
-  “Yok ya! ”
- “Neden vurmadın?”
- “Ya, Onu vursam öbürü de deli,  öbürünü vursam, diğeri de deli, diğerini vursam, öteki de deli , ötekini vursam bir başkası deli.  Ya bu insanların hepsi deli. Hangisini vurayım? Ben de vazgeçtim. Boş veeer.”

Aslında Abdullah abi  bizi hem güldürmüş hem de ders vermişti. Birine, onu öldürmeyi düşünecek kadar öfkelenmiş, ama kendine uygun nedenler bularak öfkesini yenmiş ve kendisince de O kişiyi bağışlamıştı. 

Düşünüyorum da günümüz modern toplumunda eline silahı alan ölüm kusuyor. Şiddet, aile dahil her yerde. Acaba neden? 

Toplumdaki gerçek saf delileri mi kaybettik, yoksa kendimizi kaybederek biz mi delirdik? Ya da onlar varda biz mi bencilleşerek toplumun renklerini göremiyoruz veya görmek istemiyoruz? Yoksa toplum mühendisliği yaparak toplumun renklerini kaybettiğimiz için mi cinnet geçiriyoruz? 

O kadar ben merkezci olduk ki bizim gibi düşünmeyen herkesi ötekileştirmeye can atıyoruz.  Bizden farklı olana tahammülümüz yok. Onlara yaşam alanı tanımıyoruz. Hata yapanı hemen yok etmek istiyoruz. Trafikte bile birbirimize yol vermemek için birbirimizi öldürüyoruz. Sadece birbirimizi değil doğayı da katlediyoruz. Bir süre sonra ötekiler için değil kendimiz için bile yaşam alanı kalmayacak.
 
Ne oldu bize? Ne oldu hoşgörümüze? 

Aynı toplumda yaşayan, aynı havayı soluyan bireyler olarak, yaptıklarımıza  saygı duymasak bile, en azından saygı göstermek de mi bu kadar zor?  Bağışlamaktan  vazgeçtik sabredemez miyiz? Tahammül gösteremez miyiz? Hoş görmeyi o kadar unuttuk ki artık birbirimizi geriyoruz, kırıyoruz. Bu gerginlik ve öfke neden? Bizden farklı olan ve farklı düşünen herkesi ve her şeyi değiştirmeye kalkıyoruz. Değiştiremezsek de yok ediyoruz. 

Unutmayalım bu dünyada değiştirebileceğimiz tek bir kişi var. O da kendimiz.  Başkasını değiştirme şansımız yok. Değişime kendimizden başlayarak toplumu değiştirebiliriz. Ruhumuzu hoşgörü, bağışlama, barış, merhamet, canayakınlık, uyumluluk gibi hasletlerle besleyelim. Empati yapalım. Kendimizi birbirimizin yerine koyarak, anlayalım.

Yaşadığımız durumun farkına vararak, hayatı olduğu gibi kabul edelim. Akıl ve ruh sağlığımıza sahip çıkalım, delirmeyelim ve birbirimizi delirtmeyelim. İnsan olduğumuzu hatırlarsak, toplumun o güzel renkleri içinde kimin gerçek deli olduğunu fark edebiliriz. Bu toplumun herkese ihtiyacı var. Kimse kimsenin mezarını doldurmaz. Bu toplumun renklerini soldurmayalım. Toplumsal barışı sağlayarak rengarenk bir toplum yaratalım.

Toplumda herkese yer var da peki gönlümüzde?  Gönlümüz o kadar büyük ki orada herkese yer var.  Yeter ki gönlümüzü çölleştirmeyelim. Hoşgörünün, toleransın, saygının, sabrın, tahammülün olduğu toplumda herkese yetecek kadar sevgi de var.

Peki gerçek deli kim?

Modern toplumun bütün konforundan yararlanmamıza rağmen, şükretmesini bilmeyip cinnet geçirerek, bizden olmayanı ve bizim gibi düşünmeyeni ötekileştirerek,  onlara yaşam alanı bırakmamak için şiddet dahil her türlü aracı kullanarak, toplumu ve çevreyi tahrip edip kendisine dahi yaşam alanı bırakmayan bizler mi?

Yoksa toplum tarafından saflıkları nedeniyle deli diye nitelendirilen,  kendileriyle dalga geçilmesine rağmen, insanlara hoşgörüyle bakıp gülebilen, sahip olamadıklarına üzülmek yerine, kendisine verilen bir simit ve çay için sonsuz şükredip, kendisini kızdıranlara öfkesini unutarak ve onları bağışlayarak, müthiş dostluk ve sevgi gösterebilen, kısacası toplumu değiştirmek gibi bir kaygıları olmadığı için insanları ve hayatı olduğu gibi kabul ederek yaşayan, Abdullah abi gibiler mi deli?

Gerçekten, gerçek deli kim?

Biz mi? Onlar mı?   

 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Yüreğinin sesini dinle...  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Dikiz Aynası  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Kim haklı?  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Yeter ki parayla olsun!  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Meydan, Park ve Anıt  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Tiyatro izlemenin adabını bilmiyorsanız, gelmeyin!
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Olmadı...
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Yeni neslin zekasının sırrı beslenme
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Trafikte korna sesleri...
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Çikolata mutluluk ve sağlık kaynağıdır
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Oruç tuttuğunuzda vücudunuzda neler olur?
» Kanada Dil Okulları Hakkında Bilinmesi Gerekenler
» Samsun´daki kazada liseli İpek hayatını kaybetti
» Samsunspor´da ligde kalma primi 1 milyon TL olarak açıklandı
» Samsun´a 2. üniversite kurulmsı için kanun tasarısı meclise sunuldu
» Benzine bir zam daha!
» Samsun´da şüpheli ölüm!
» Ünyespor´un masörü, oğlu tarafından öldürüldü
» Uzman Çavuş Orhan Sürmen, yerdeki Kur´an´ı kaldırmak isterken şehit olmuş
» Vali Osman Kaymak, Samsun´daki mülteci sayısını açıkladı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU