Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
24 Kasım 2017 Cuma
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Hastalıklar ve tedavilerinde neden ilerleme yok?

Dr. Yavuz-DİZDAR
Dr. Yavuz
DİZDAR

Günümüzde kanser dahil pek çok modern zaman hastalığı 'yeni' ortaya çıktıkları için nedenleri ve tedavi yöntemleri bilinmemektedir. Modern teknolojinin özellikle görüntüleme alanında kullanıma sunduğu olanaklar, detayın saptanmasında “yüksek çözünürlük” sunsa da moleküler biyoloji yöntemleri kolaylıkla gen haritaları çıkarsa da hastalıkların ortaya çıkışına dair elle tutulur açıklamalar (neden-sonuç ilişkisi, eski tabirle illiyet bağı) getirememektedir. Peki teknolojin sunduğu bunca yeni olanağa karşılık bir ilerleme elde edilemiyorsa sorun nerededir? Bu tutukluğun olası birkaç açıklaması bulunmaktadır:

1-Teknolojinin gelişim yönü biyolojinin talepleri doğrultusunda değil, kendi açılımları doğrultusundadır. Örneğin bir ultrasonografi cihazı gönderdiği ses dalgaları sayesinde doku içerisindeki farklılıkları algılar. Yeni materyaller ve yazılımlar geliştirildiğinde bu görüntülerin keskinliği artar ya da birleştirilerek örneğin bir bebeğin yüz hatlarının seçilmesi sağlanabilir. Çoklu detektörlü bilgisayarlı tomografi cihazları ya da daha güçlü alan oluşturabilen manyetik rezonans görüntüleme cihazları detaya ilişkin çok daha keskin görüntüler sunabilir. Ancak bunların hiçbiri mevcut durumun ya da değişikliğin nasıl ortaya çıktığı konusunda bir şey söyleyemez. Bilakis eskiden saptanamayan durumların ortaya konabilmesi nedeniyle ileride hastalığa yol açıp açamayacağı belirsiz olan yeni detayları saptadığından sağlık harcamalarının maliyetini artırmanın ötesinde, hastanın akıbetini de olumsuz etkileyebilir. Ama beri yandan bu tür olanaklar “pazarlanabilir ve satılabilir” olduklarından yayılmalarının önü açıktır.

2-Aynı şey giderek daha detay moleküler bilgiler veren genetik taramalar için de söz konusudur. Genlerin çalışma prensipleri henüz neredeyse hiç bilinmese de genetik haritalar çıkarabilecek teknolojiler çoktan ticari aşamaya gelmiştir. Batı tıp akademisi bu test sistemlerinden elde edilen bilgileri 'korelasyonla' (ilişkilendirme) kullanmaya, genlerin varlığı ve hastalık durumu arasında ilişki yakalamaya çalışır. Bu alfabesi bilinen ama artık hiç konuşulmayan bir dile ait metinlerin okunmaya çalışılması gibidir. Hangi harften kaç tane olduğunun taranması, harflerin bileşik anlamları, kelimelerin, cümlelerin ifade ettikleri konusunda hiçbir şey vermeyecektir.

MESAFE KAYDEDİLMİYORSA İLK KABULLENME GÖZDEN GEÇİRİLMELİDİR

3-Ama en önemlisi bu arayışların peşinde olanlar, yani bilimi ancak teknolojinin sunduğu olanaklar çerçevesinde götürmeye çalışanlar, onlara öğretilmiş olanın, yani bildiklerinin, “genel geçer kesin kural” olduğu saplantısı içindedir. Yukarıda saydıklarımıza göre bu üçüncüsü en ağırıdır, zira ilk kabullenmenin “yanlış, geçersiz ya da çok az geçerli” olması durumunda, sonradan üzerine konan bilgilerin yorumu da hep hatalı olacaktır. Zira bilimsel metodoloji bir şeyin doğru olduğunu kabul ettiğinde, sonraki bulgularını da o doğru üzerinden kurgulayarak açıklar. Yeni bulgular önceki kabullenmeyle ilişkili olmadığı sürece zaten bilimsel sürece herhangi bir etkileri olmaz (mesela yeni bir molekülün tanımlanmış olması mevcut kurguyu başlangıçta hiç değiştirmez). Dahası 'kabullenme' denilen durum zaten çok güçlüdür, o nedenle kabullenilmek zorunda kalınmıştır. Ne var ki yapılan bütün yeni araştırmalara ve biriken bilgiye karşılık, amaca yönelik bir ilerleme kaydedilemiyorsa, bu durumda ilk kabullenmenin doğru olup olmadığı, hangi koşullar altında kabullenildiği de gözden geçirilmek zorundadır. Aksi takdirde bilime para harcamanın ortaya çıkacak ürün ve türevleri, birkaç patent ve bunların sağladığı kazanç dışında bir getirisi olamayacaktır.

Doğru kabullenmeler önemlidir, günlük yaşamımızı aslında hiç ilgilendirmeyebilir ama genel-geçer görüşün değişmesiyle birlikte yeni alanların ve bakış biçimlerinin ortaya çıkmasını sağlar. Bugün varılan noktada bilim camiası kendi düşüncelerini “sorgulanamaz tek gerçeklik” olarak kabul etmektedir. Kansere bakış açısı değişmesi, biyolojik neden-sonuç ilişkisinin kurulabilmesi işte bu nedenle çok önemlidir; hastalık “pratik anlamda” önlenebileceği gibi, biyolojinin temel prensipleri bile değişebilir.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Kokoreç neden çok kıymetlidir?  (15.11.2017)
Tüm Yorumlar Sofradan sarımsağı eksik etmeyin  (07.10.2017)
Tüm Yorumlar İnsanın kimera modeli  (04.07.2017)
Tüm Yorumlar Tıbbın algı (kanaat) dinamiği çok zor değişir  (19.05.2017)
Tüm Yorumlar By-pass ameliyatları huyu değiştirebilir!  (13.01.2017)
Tüm Yorumlar Lütfen dikkatli okuyunuz: Şeker tüketiminin prensipleri  (12.12.2016)
Tüm Yorumlar Mayalanmanın beslenmedeki önemi  (23.11.2016)
Tüm Yorumlar Hekimi doktordan ayırt etmenin püf noktaları  (13.09.2016)
Tüm Yorumlar Tıbbın endüstrileşmesi  (02.08.2016)
Tüm Yorumlar Kanser tedavisinde ilerleme yok, çünkü ekonomik beklenti çok  (16.06.2016)
Tüm Yorumlar Kendi kendinizin doktoru olun  (19.04.2016)
Tüm Yorumlar Sütler ve yoğurtlar neden bozulmuyor?  (04.04.2016)
Tüm Yorumlar Zararlı olan kızartma değil, yağın yanmasıdır!  (11.03.2016)
Tüm Yorumlar Beden sağlığının anahtarı: Sindirim sistemi  (20.02.2016)
Tüm Yorumlar Gıda nasıl endüstrileşti?  (13.02.2016)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun eğitim camiası yasta: Merve öğretmen kazada hayatını kaybetti
» Gece kızı zayıflama çayı siparişinde kampanyalı fiyat
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU