Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Sağlık Bakanı Demircan: Siz istemeseniz de Türkiye, Afrin´e girecek           Samsun´da feci kaza! Sürücü hayatını kaybetti           Afrin´de Uzman Çavuş Şükrü Ünlü şehit oldu           Karadeniz Bölgesi´nde yolcu artışı yüz güldürdü           Samsun´da iş adamı üvey kardeşine ´dağa kaldırma´ davası açtı           Samsun´da büyük fedakarlık! Önce gönlünü, şimdi de böbreğini verdi           Samsun´da otomobil direğe çarptı: 1 ölü, 1 yaralı           Baraj suları altında kalacak Yusufeli´de geri sayım başladı           Akşener: İYİ Parti kurulunca AK Parti-MHP ittifakı yapıldı           Başbakan Yıldırım: Mehmetlerimiz, Afrin´de destan yazıyor           Erdoğan: Bizim kanımızda sivilleri vurmak yok ama sizin kanınızda var           Kuzenler arasındaki arazi kavgasında 4 kişi öldü. 1 kişi yaralandı           Balıkesir Baltok 2-0 Samsunspor           Kayıp 500 köpek aranıyor            Sivas´ta otomobil dereye uçtu: 3 ölü          
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
25 Şubat 2018 Pazar
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Kim haklı?

Şenol-KUL
Şenol
KUL

Yaşamda mutluluk ve başarı biraz da karşılaşılan sorunları çözme becerisine bağlıdır.  Sorun kendimizle ilgiliyse çözüme odaklanır, çözüm yolları ararız ve çaresini bulduğumuzda da  çözeriz.  Ya sorun bireyler arasında veya çok aktörlü, çok boyutlu toplumsal ise ne yaparız? 

Mantıken olması gereken; bireylerin bir araya gelip, soruna değil çözüme odaklanmaları ve çözüm yolları aramalarıdır.  İnsanlar duyguları değil aklı kullanarak, çözüm yollarından birinde uzlaşıp, ortak sorunlarını kolayca çözebilirler. Yani sorun odaklı değil çözüm odaklı, duygusal değil mantıklı düşünerek sorunlarımızı çözebiliriz.   
                                                                        
Ya günümüz toplumunda olan nedir? 

Çözüm odaklı düşünenler çare peşinde, sorun odaklı düşünenler ise haklılığını ispat peşindedir.

Peki haklılık sorunu çözer mi?

Yıl 1975. Abim, ilçede lisede öğrenci. Babam ekonomik durumu uygun olduğu için abime sıfır bir yerli otomobil  alır.  Yaklaşık 40 yıl önceki Türkiye’nin durumunu düşünürsek bunun ilçede ne anlama geldiğini anlarız. Abim artık ilçenin en popüler gençlerinden biridir. Bir gün ilçenin en zenginlerinden ve aynı zamanda bir partinin ilçe başkanlığını yapan dayım köye gelir. İlçeye dönmek istediği zaman abimden kendisini İlçeye bırakmasını ister. Ve beraberce yola çıkarlar. Samsun-Ordu karayolunda seyir halindeyken, bir kamyon başka bir aracı sollayarak abimin kullandığı arabaya doğru gelmeye başlar. Dayım abimi uyarır:

-“Kamyon üzerimize geliyor” der
Abim aldırmaz:
-“Yol hakkı benim” der ve yoluna devam eder.
Dayım tekrarlar:
-“Oğlum kamyon üzerimize geliyor, yoldan dışarı çık” der. 
Abim sinirlenerek:
-“Dayı, kamyon haksız, ben haklıyım yol benim” der.

Kamyon hızla üzerlerine gelirken bu diyalog dayımla- abim arasında birkaç kez tekrarlanır. Kamyon hızla üzerlerine gelmeye devam etmektedir. Artık dayım dayanamaz ve  abime iki Osmanlı tokatı atarak zorla yol dışına çıkarır. Bunun üzerine abim ağlayarak:

-“ Neden beni cezalandırıyorsun? Haklı olan benim. O yüzde yüz haksız” der.

Bunun üzerine dayım:
-“ Doğru sen haklısın. Hem de yüz de yüz haklısın ama gebereceğiz ya oğlum. Eğer arabayı sürmeye devam etseydin ne olacaktı? Kaza olacaktı. Ya ölecek, ya öldürecek , ya yaralanacak ya da yaralayacaktık. Bak oğlum, hayat bu tür olayları senin karşına hep çıkaracak. Bu kafayla gidersen ya çok yaşamazsın ya da kafayı yersin. Hayatla inatlaşma, kazanamazsın!”

Sakinleştikten sonra beraberce ilçeye giderler.

Yaşamda kaçınılmaz olan bir sorunla karşılaştığımızda çözüme mi odaklanmalıyız yoksa soruna mı?  Çözüm odaklı düşünenler çözüm yolları arayışında iken sorun odaklı düşünenler haklılıklarını ispatlama peşindedirler. Haklı olmak tek başına sorunu çözemeye yeter mi? Yoksa sorun karşısındaki tutumumuz mu çözüm için belirleyici olur?  Duyguların esiri olarak “haklıyım öyleyse  karşı tarafı cezalandırmalıyım” diye çatışmacı bir tutum takınırsak, sorun çözülmez büyür. Eğer haklıyım ama önemli olan haklılığım değil sorunun çözülmesidir diye düşünüp , duyguları değil aklı kullanarak,  uzlaşmacı bir tutum takınırsak hem kendi haklarımızı savunmuş oluruz hem de sorunu uzlaşmacı bir tutumla daha kolay çözeriz. 

Ortada bir sorun varsa mutlaka bir taraf mı haklıdır?

Toplumsal olaylar çok aktörlü, çok boyutlu olduğuna göre, nereden baktığınıza bağlı olarak birden fazla kişi haklı olabilir. Çünkü olayın göremediğiniz boyutu nedeniyle kendinizi haklı görebilirsiniz ama Nasreddin hoca hikayesin de olduğu gibi herkesin haklılık payı olabilir.

Peki o zaman sorunu nasıl çözeceğiz?

Haklılık durumu siyah ve beyaz gibi biri haklıysa diğeri haksızdır gibi bir durum değildir. Kırmızı, mavi, sarı, gri gibi diğer renklerde vardır. Dünyaya siyah ve beyaz olarak bakmayalım. Peki önemli olan kimin haklı olduğu mu yoksa sorunun çözümü mü dür? Peki sen haklısın ama sorun yerinde dursun diyebilir miyiz?  Sorunları çözmeden de yaşayabilir miyiz?

Neden insanlar haklılıklarını ispat için harcadıkları enerjiyi sorunu çözmek için harcamıyorlar.  Üstelik çok boyutlu çok aktörlü toplumsal ve sosyal sorunlarda  kimin haklı olduğu kimin haksız olduğu nasıl belirlenecek?

Türkiye de her yerde herkes haklılığını ispat  peşine düşmüş.  fikir ve politika tartışıyorum diye TV’lerde görünen insanlar, çoğu zaman futbol muhabbeti yapıyorlar. Benim takımım senin takımından daha iyidir. Her biri kendi mevziinden o kadar emin ki, o yüzden de fikir konuşmuyorlar.

Sosyal sorun ve süreçler tek bakış açısıyla anlaşılamaz ve çözülemezler.  Bize haklılığını ispat derdine düşmüş demogoglar değil, halis düşünce ve ilim adamları gerek.

Kim haklı?

Çözüm odaklı düşünenler mi yoksa sorun odaklı düşünenler mi?

Peki haklılık sorunu çözer mi?


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Yüreğinin sesini dinle...  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Dikiz Aynası  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Gerçek deli kim?  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Yeter ki parayla olsun!  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar Meydan, Park ve Anıt  (23.01.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Moda diye paramızla rezil oluyoruz
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Her tümör mutlaka kanser mi olur?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Adana´ya şehit ateşi düştü
» Samsun´da çocuğunu darp eden öğretmeni baba affetmeyip dava açtı
» Samsun Büyükşehir, İller Bankası´ndan 220 milyon TL kredi talep edecek
» Samsun Valiliği ´Samsunspor´ için 4 günde toplanan yardım miktarını açıkladı
» Samsunlu Hukuk Fakültesi öğrencisi kalp krizi sonucu hayatını kaybetti
» Samsun´daki hayvan mezarlığına 163 defin yapıldı
» Samsun´da lise öğrencisini tokatlayan öğretmen görevinden uzaklaştırıldı
» Samsun´da patlayan körüğün altında kalan tır sürücüsü öldü
» Samsunlu minik öğrencilerden Hakkari´deki Mehmetçiğe hediye
» NASA´nın Türk Astrofizikçisi Umut Yıldız: Mars´a gidecek ilk insanlar tünellerde kalacak
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU