Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Tekvando Federasyonu Asbaşkanı Uzun istifa etti           Samsun´da genç avukat Korhan Çömezoğlu hayatını kaybetti           Samsun´da eşekten düşen Bahri Akman hayatını kaybetti           Samsun´da ´Çerkez Soykırımı´nda ölenler için denize çelenk bırakıldı           Samsun´da 7 yaşındaki Muratcan kaza kurşunu ile hayatını kaybetti           Ağrı´dan acı haber: Asteğmen Cengiz Uslu ve Er Recep Yıldırım şehit oldu           Diyarbakır´da 1 ton 261 kilo esrar ele geçirildi           Samsun´da emekli öğretmen organlarıyla 4 kişiye hayat verdi           Samsun´da 1919 metrelik bayrakla dev yürüyüş           Feci kazada 3 kadın hayatını kaybetti           Bahçeli: 24 Haziran´daki seçimler, 19 Mayıs tarihi gibi hayati öneme sahiptir           Samsun Valisi, ilk kez izlediği Türk Yıldızları pilotlarıyla selamlaştı           BKM: Türkiye´de kullanılan kart adedi 200 milyona ulaştı           Samsun´da Feci kaza: Kamyonun çarptığı motosiklet sürücüsü öldü           Muharrem İnce: Satılan şeker fabrikalarını geri alacağım          
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
21 Mayıs 2018 Pazartesi
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Kitleler ve medya

Yrd.Doç.Dr. S.Hakan-YILMAZ
Yrd.Doç.Dr. S.Hakan
YILMAZ

Modern çağ aslında bir kitle çağıdır. Kitlesel üretimin, kitlesel tüketimin, kapitalizmin pazar aracılığıyla kitleleri hem üretim hem de tüketim için yönlendirilmesinin çağıdır. Kapitalizmin ya da başka bir değişle sermayenin kitleler üzerinde yaptıklarını bir başka açıdan modern devletlerde yapmıştır. Aslında modern tarihin en önemli iki savaşı olan 1’inci ve 2’inci Dünya Savaşı devletlerin kitleleri harekete geçirerek büyük yıkıma ve yeniden dünya kaynaklarını paylaşıma sürüklemesinden başka bir şey değildir.

Kitlelerin modern çağdaki birçok sosyal değişimdeki yeri sosyal bilimcileri özellikle bu alanda çalışmaya, görüş oluşturmaya itmiştir. Nasıl itmesin ki. Dünya yeniden kurulurken milyonlar kentlere akın etmiş, fabrikalarda üretime geçip işçi sınıfını oluşturmuş modern demokrasinin kuruluşunda bir seçmene dönüşürken siyasetten her türlü yeni rejimin ortaya çıkıp oluşmasında aktif rol oynamıştır. Kitlelerin bu dönüştürücü, tarih yapıcı rolü bazen olumlu karşılanmış bazense olumsuzlaşmıştır.

Friedrich Nietzsche “çılgınlık birey için istisna, gruplar içinse kuraldır” derken tabii ki kitlelerin yapıcı ve değiştirici yanından bahsetmemekteydi. Nietzsche kitlelerin bireylerin tek başına olduklarında yapmaya cesaret edemeyecekleri çılgınlıkları kitle psikolojisi içinde rahatlıkla sergileyebileceklerini söylerken aslında kitlelerin gayri rasyonel yanlarına vurgu yaparak bir korkuyu dillendirmekteydi.

Aslında kitlelerin bu gayri rasyonel yanı, yıkıcı gücü Avrupa’da birçok otoriter siyasetçi için iktidara gelmenin yeni otoriter rejimlerini kurmanın en önemli anahtarı olma işlevini görmüştü. Almanya’da Hitler, Rusya’da Stalin, İtalya’da Mussolini’yi iktidara taşıyan kitlelerdi. Bütün bu liderlerin temel başarısı ise kitleleri yönlendirebilmenin onların ruhlarına seslenebilmenin siyasal emelleri için ne kadar önemli olduğunu anlamalarıydı.

Kitleler konusunda yapmış olduğu çalışmalarla bilinen en önemli düşünür ise Le Bon’du. Le Bon’a göre kitle onu oluşturan bireylerden daha fazla bir şeydi. Daha doğru ifadeyle Le Bon için kitle bağımsız bir organizma gibiydi. Kendisine ait bir kimliği, bir iradesi olan kitle çoğu zaman davranışlarıyla da şaşırtmaktaydı. Çoğu zaman binlerce bireyin bir araya gelmesi, bir kitleye dönüşmesi tahmin edilemeyen sonuçlara neden olmakta kitle yeni ortaya çıkmış ruhun kontrolünde kontrol edilemez davranışlar sergileyebilmekteydi. Yani buradan kitleleri aslında pimi çekilmiş bir bombaya benzetmekte mümkündü. Pimi çekildikten sonra bombanın kontrolü sizden çıkabilirdi ve nerede nasıl patlayacağını kestirmenizde zor olabilirdi. Yine bir kitle harekete geçtiğinde çoğunlukla aptalca davranırdı. Tabii ki burada Le Bon’nun bahsetmiş olduğu aptallığın en önemli göstergesi ise şiddetti. Tarih boyunca kontrolsüz kitleler şiddete ve sokak terörüne yol açmıştı. Yani Le Bon’nun söylemiyle bir kitle cesur veya korkak ya da zalim olabilirdi; ama asla akıllı olmazdı. Aslında birey bir kitlenin içinde bütün ruhuyla eriyip giderken önce aklını, sonra vicdanını çıkarıp bir kenara koymaktaydı. Vicdanını ve aklını yitirmiş birey ise hele o birey bir kitlenin içinde ise tarihin en tehlikeli ‘yaratığı’ demekti. Bu durum Le Bon’a göre ise kitleler de doğal zekanın değil, aptallık birikiminin olmasıydı.

Bütün bunlar göstermekteki kışkırtılmış kitleler, yönlendirilmiş kitleler, kontrolden çıkmış kitleler kolaylıkla şiddete, teröre, korkuya ve sokağa hakim olmaya açıktır.

Bu açıdan kitleler hep siyaset için önemlidir. Bazen sandığa giderken, bazen yeni bir rejim kurarken bazense iktidar tarafından sevilmeyenleri,  istenmeyenleri tasfiye edilirken.
Bizim alanımızda yani medya, kitle iletişimi, gazetecilikte kitlelerle bir arada olan kimi zaman onların ekonomik gücüne, kimi zaman okuma, izleme potansiyeline muhtaç olan bir alan. Onun için kitle gazeteciliği diye adlandırılan bir gazetecilik biçimi var, onun için kitle iletişim araçları bulunmakta, bundan dolayı alanımızda kitle iletişimi diye adlandırılan bir alan var. Kitlelerle gazeteciler ve medya hep iç içe onların bilgilendirilmesinde yönlendirilmesinde hep bir işleve sahip ancak bu aynı zamanda büyük bir sorumlulukta demek.

Son zamanlarda bazı illerde Suriyeli göçmenlere bazen farklı gruplara ya da farklı siyasal hedefler doğrultusunda kitlelerin sokağa dökülmesinde, şiddete başvurmasında, ‘ötekine’ karşı nefret kusmasında medyanın kitlelerle yapmış olduğu bu tehlikeli dansın izlerini görmemiz mümkün. Türkiye tarihi bunun kara sayfalarıyla dolu. Bugün Türkiye’nin bir huzur adası olmasını istiyorsak, yayıncılık açısından buna dikkat etmeliyiz, yoksa Gaziantep’te olduğu gibi Suriyeli göçmen avına başlarsak dünyaya barışın değil kavganın hakim olduğu bir ülke fotoğrafını servis ederiz. Bakmayın dünya bakar geçer ama biz komşularımızla yüz yıllarca yine bu coğrafyada yaşayacağız ve yarın yanımızdakiler, o fotoğrafları istemediğimiz bir zamanda önümüze koyarsa. Üzülürüz, utanç duyarız.      


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Medyada Bonzai  (08.09.2014)
Tüm Yorumlar Gözetlenen toplum  (08.07.2014)
Tüm Yorumlar Merhaba derken…  (01.07.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Tiyatro izlemenin adabını bilmiyorsanız, gelmeyin!
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Olmadı...
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Yeni neslin zekasının sırrı beslenme
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Trafikte korna sesleri...
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Çikolata mutluluk ve sağlık kaynağıdır
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Oruç tuttuğunuzda vücudunuzda neler olur?
» Kanada Dil Okulları Hakkında Bilinmesi Gerekenler
» Samsun´daki kazada liseli İpek hayatını kaybetti
» Samsunspor´da ligde kalma primi 1 milyon TL olarak açıklandı
» Samsun´a 2. üniversite kurulmsı için kanun tasarısı meclise sunuldu
» Benzine bir zam daha!
» Samsun´da şüpheli ölüm!
» Ünyespor´un masörü, oğlu tarafından öldürüldü
» Uzman Çavuş Orhan Sürmen, yerdeki Kur´an´ı kaldırmak isterken şehit olmuş
» Vali Osman Kaymak, Samsun´daki mülteci sayısını açıkladı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU