Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
21 Kasım 2017 Salı
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Ne Oldu Bize?¹

Cüneyt -MUMCU
Cüneyt
MUMCU

Televizyonda sabah yayınlanan haber programlarından birini seyrediyorum. Programın büyük bir kısmı Türkiye ile çevre ülkelerde yaşanan gerginliği anlatıyor. Rusya’nın düşürdüğümüz uçağının kara kutusu bulunmuş ve Putin’e teslim edilmiş. Irak Türkiye'yi NATO’ya şikayet etmiş. Akdeniz’de Suriye açıklarında 12 ülkeden 32 savaş gemisi bekliyormuş. Rusya yeni bir gövde gösterisi yaparak Akdeniz’deki denizaltısından attığı füzeyle IŞİD hedeflerini vurmuş. Ve bu konularla ilgili daha birçok haber...

Evet ben bir siyasetbilimciyim. Bu haberler elbette ki benim ilgi alanıma daha fazla giriyor. Bu haberleri birçok kaynaktan takip edip, derslerde öğrencilerime aktarmak ve yazılarımda paylaşmak durumundayım. Ama bugün sizinle paylaşmak istediğim asıl nokta; bahsettiğim programda ve bunun dışında daha birçok programda, gazetelerdeki köşe yazılarında ve özellikle sosyal medyada uzun zamandır farkında olduğum ve sanırım daha uzun bir süre de farkında olmaya devam edeceğim sosyal bir olgu: Toplumda artan güvensizlik ve takip eden kutuplaşma ve nefret söylemleri.

Sosyolojik bir bakış açısıyla konuya bakmak gerektiğinde sorulması gereken soru yazımın başlığı. Yani, ne oldu bize? Biz derken kastım sadece Türkiye değil elbette. Muhtemelen dünyanın birçok ülkesi aynı sosyal olgu ve sorunla karşı karşıya, ama bizim önce “kendi evimizin önünü temizlememiz2” gerektiğinden, kendimize bu soruyu sormamız lazım.

Kadir Has Üniversitesi Türkiye Araştırmaları Merkezi tarafından 2015’te yapılan Türkiye Sosyal-Siyasal Eğilimler Araştırması’nın3 “Kurumlara Güven” başlıklı kısmında genel olarak ordudan, TBMM’ye, medyadan, üniversiteye kadar geniş bir yelpazede ele alınan kurumlara olan güvenin 2011’den 2014’e kadar geçen sürede %7’ye yakın bir düşüş seyrettiğini gösterdi. Bu çalışmanın gösterdiği şudur: Toplum kendisini yönetene, kendisini koruyana, kendisini eğitene, kendisine adalet sağlayana, kendisine haber verene velhasılı şeksiz şüphesiz güvenmesi gereken birçok kuruma olan güvenini yitiriyor.

Peki sorun ne? Bir toplum güvenmesi gerektiği kurumlara neden itimadını kaybeder? Bu tamamen halkın paranoyasından mı kaynaklanır, yoksa kurumlar bu güvensizliği hak etmek için çaba mı harcamıştır?

Çok fazla bilimsel olmaya gerek yok. Bunun için siyasilerin birbirlerine olan tavırlarından, olaylarla ilgili söylemlerinden ve medyanın bu söylemleri farklı bakış açılarıyla yansıtmasına bakmanız yeterlidir. Hemen her konuda ortaya çıkan görüş ayrılıkları, herhangi bir siyasi lidere körü körüne inanan bireylerde, diğer siyasilere ve kendi liderlerini benimsemeyen herkese ve her şeye karşı güvensizlik doğurur. Bu Türkiye gibi siyasi liderine sorgusuz sualsiz bağlanan ve onun söylediklerinin aksi olan her sözü baştan reddeden insanların olduğu toplumlarda oldukça fazla görülen bir durumdur. Bu iddiamı kanıtlamak için Türkiye’nin ve bölge ülkelerinin geçmiş 50-60 yılına tarafsız bir gözle bakmanız yeterlidir.

Bir siyasi lidere fanatik biçimde bağlanan insan, onun söylediklerine uymayan hiçbir kuruma, hiçbir insana güvenmeyecektir. Bu da toplumda bir kutuplaşmayı beraberinde getirecektir. Hele ki sosyal medya gibi açık bir iletişim kaynağı ve bu kaynaktaki doğru ya da yanlış, taraflı ya da tarafsız bilgi bombardımanı var oldukça insanların birbirlerine karşı nefret söylemleri de yoğun bir şekilde artacaktır.

Tabii olayı sadece siyasi liderlere bağlamamak lazım. Bu konuda, sağ olsun medya da oldukça güzel bir çalışma yürütüyor. Yanlış ve yanlı haber akışını ve bilgi kirliliğini destekliyor. İnsanlar internette kendi düşüncesine uygun sitelerden, haber paylaşımında bulunuyor ve bu da haberin bir şekilde yayılmasını sağlıyor. Sonuçta güvensizlik toplumda almış başını gidiyor.
Peki ne yapmalıyız? Şimdi de biraz hocalık yapıp ahkâm keseyim. Derslerimde sıklıkla öğrencilerime söylediklerimi bir kez de burada tekrarlayayım. Gözümüzdeki at gözlüklerinden kurtulmalıyız. Arkadaşlarımızla, dostlarımızla, komşularımızla genel olarak insanlarla bağlantıyı koparmamalıyız. Haberleri farklı kaynaklardan takip etmeliyiz. Herkesin söylediğine sorgulamadan inanmamalıyız. Özellikle interneti takip ederken seçici davranmalıyız. Toplumu kutuplaştırmak, insanların birbirlerine olan güvenlerini yok edip nefret aşılamaya çalışmak için bilgisayar başında oturup tweet atan, Facebook’tan paylaşımda bulunan ve bunun için para kazanan gruplar var. Bunlara dikkat edin.

Ve hep söylediğim bir şey. Çokça okumalıyız. Bu yazar “benim düşüncemden değil, o yüzden okumam” demeden okumalıyız. Ayırt etmeden okumalıyız. Beynimiz ve aklımız bize verilen en önemli nimet. Ve okumak, düşünmek bize dinimizin bir emri. Ama biz ne yapıyoruz?! Okumuyor, başkalarının söylediği bilgilerle hareket ediyoruz. Lütfen okuyun.

Yazıma son vermeden önce size günümüzle ilgili okumanız için birkaç kitap önerisinde bulunmak ve sizi bir etkinliğe davet etmek istiyorum.

Önereceğim ilk kitap Okuyanı Us Yayın’dan çıkan Vamık Volkan’ın yazdığı “Körü Körüne İnanç”,
bir diğer kitap Türkiye’nin toplumsal yapısını ve siyasetini anlamak için sıkılmadan okuyabileceğiniz Erich Jan Zürcher’in yazdığı, İletişim Yayınları’ndan çıkan “Modernleşen Türkiye’nin Tarihi”,

başka bir kitap ise beynimizin ne menem bir şey olduğunu anlatan Tuti Kitap’tan çıkan ve Sinan Canan tarafından yazılan “Değişen Beynim”.
Davet edeceğim etkinliğe gelince akademik danışmanı olduğum Ondokuz Mayıs Üniversitesi İktisat ve Siyaset Topluluğu’nun düzenlediği ve Psikiyatrist-Edebiyatçı-Yazar Dr. Cem MUMCU ve Sinirbilimci-Biyolog-Yazar Doç. Dr. Sinan CANAN’ın konuşacağı “Ey Aşk! Nerdesin?” adlı konuşma. Konferans 18 Aralık 2015 Cuma günü Saat: 13.00’da Ondokuz Mayıs Üniversitesi Atatürk Kültür ve Kongre Merkezi Mavi Salon’da olacak. Hepinizi bekliyorum.
Saygılarımla…

1. Toktamış Ateş; Ne Oldu Bize?; Çınar Yayınları; Ekim 1994; İstanbul
2. Konfüçyüs'ün bir sözünden alıntı
3. http://www.khas.edu.tr/uploads/turkiye/tssea-2015.pdf


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Araf'ta kalan ruhlara ne olur?  (18.02.2016)
Tüm Yorumlar Kadim Anadolu'nun hep ağlatılan halkı  (30.12.2015)
Tüm Yorumlar 1 Kasım seçimlerine genel bir bakış...  (03.11.2015)
Tüm Yorumlar Seçime 10 kala  (23.10.2015)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
» Samsun´da Cinayet: Serdal Göktaş, silahlı saldırıda öldürüldü
» TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu: Lojistik Köy Projesi hukuka aykırı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU