Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
25 Kasım 2017 Cumartesi
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Neleri Başaramadık?

Doç.Dr. Hasan-AYDIN
Doç.Dr. Hasan
AYDIN

Bir olanaklar varlığı olan insan, yaşamında köklü krizlerle karşılaşır. Bunun, zihni allak bullak eden septik bir soru, bedene ilişin bir hastalık, ilişkilerde meydana gelen çatışmalar gibi bizden ve bizim dışımızdan kaynaklanan pek çok nedeni vardır. Krizler, insanı çöküşe götürebileceği gibi, refleksif düşünmeye yöneltip, önlemler almak yoluyla yeni açılımlara da neden olabilir. Tıpkı insan yaşamı gibi karmaşık olan toplumsal yaşamda da yer yer büyük krizlerle karşılaşır. Bazen kriz geliyorum der; bazen ise hiç beklenmedik bir anda ansızın ortaya çıkar. Kanımca krizler kaçınılmazdır. Toplumsal kriz anları da çift kutupludur: Çöküşe neden olabileceği gibi yeniden yapılanmaya, dim dik ayağa kalkmaya da vesile olabilir. Yeter ki krizin nedenlerine refleksif olarak bakıp, çözümlemesini yapmayı başaralım.

15 Temmuz’da yaşadığımız “fetö terör örgütünün”  kalkışmasından bu yana büyük bir toplumsal kriz yaşadığımız ortadadır. Bağırarak gelen bu krizi fırsata çevirmek mümkündür; çünkü kriz anları nedenlere ilişkin de köklü veriler de sunar. Geriye dönüp neyi başarıp neyi başaramadığımızın hesabını yapmaya olanak verir.

Geçmişini eleştiri süzgecinden geçiren toplum geleceğine daha dinamik bakma olanağı elde eder. Bu anlamda, nasıl insan olanaklar varlığı ise, insan ilişkilerinin toplamı olan toplumsal yaşam da olanaklar alanıdır. İşte bu olanaklar alanında neyi başarıp neyi başaramadığımızın hesabını yapmak gerekir.

Ben bu yazımda sadece krizin bana görünen yüzünden yola çıkarak, hiç kimseyi  ve hiçbir grubu hedef almadan bir toplumsal öz eleştiriyle neyi başaramadığımızı analitik olarak ortaya koymak ve oradan birkaç sonuç damıtmak istiyorum.

  1. İyi  insan yetiştirmeyi başaramadık.  İyi insanla kastım, bilgi, varlık ve değerler alanına eleştirel yaklaşan, özne olan,  idealleri ve değerleri olan insandır. Bu konuda hep dogmatik davrandık, çoğulcu bir perspektif yaratamadık.
  2. Tam bir millet olmayı başaramadık. Millet olmakla kastim, vatanını, milletini, insanları ve insanlığı seven, farklılıkları olsa da ortak “asgari müşterekte birleşen” insanlar topluluğudur. Bizim saldırılmamış, dumura uğratılmamış ortak asgari müştereğimiz neredeyse hemen hiç kalmamış durumdadır. Ülkemizde her kesimin üzerinde ortaklaşacağı nelerimiz var?
  3. İçimizdeki ayrılıkları, gayrılıkları ortadan kaldırmayı başaramadık. Ayrılıklarla kastetmek istediğim, aynı ülke içinde yaşayan insanların etnik, dinsel, cinsel vb. bir ve eşit yurttaş olarak görmemektir. Herkesin kendini haklı ve üstün gördüğü bir yapı inşa ettik.  Ötekini aşağıladık.
  4. Taraftarlıktan kurtulup olup bitene nesnel, eleştirel ve belgeler ışığında bakmayı başarmadık. Bu olmayınca toplumsal, insansal ve siyasal olana yönelik bilimsel bilgi biriktiremedik. Kör döğüşünü aşamadık.
  5. Bilim, sanat ve felsefe yaratamadık. Uğraştık, ama üniversitelerimiz, ideolojik çatışmadan kurtulamadığı için başaramadık. Her siyasal erk, üniversiteyi kendi bahçesine çevirmeye çalıştı. Bu konuda milletçe bir üniversite idealinde ortaklaşamadık.
  6. Kültürel yarılmayı ve kamplaşmaları aşamadık.   Kültürel yarılma ve kamplaşmayla kastım, ideolojik ve yaşam tarzlarındaki farklılıkların bir arada yaşamanın engeli olarak görülmesidir. Herkes kendi yaşam biçimini biricik, hatta kutsal sayıp, diğerine dayatmaktadır; yaşam tarzları ve ideolojiler savaşı bir türlü bitmemektedir.
  7. Kurumsallaşmayı başaramadık.  Kurumsallaşmayla kastım, tüm anayasal kurumların kendi hedeflerine yönelmeleri, amaçlarının dışında başka işlere kalkışmamaları, liyakat sistemi kurmaları, atama ve yükseltmelerde açık, şeffaf ve denetlenebilir olmalardır. Bizde hep ideolojik kayırma, yandaş ağırlama sistemi  ön planda oldu ve bunu bir türlü aşamadık.
  8. Siyasal, dinsel, bilimsel, felsefi, sanatsal alanda kişi tapıncından kurtulamadık. Kişi tapıncıyla kastım, birisine yanılmazlık, kutsallık, üstün karizma atfetmekten ibarettir. Bizde hep öncü kült kişiler vardır; bunlar ayrıcalıklıdır ve sözleri inanç nesnesi  değerindedir. Onlar söylemişse tartışılmazdır, neredeyse iman konusudur.
  9. Yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını ve birbirini denetlemesini sağlayamadık. Hep gücün bir elde toplanmasını alkışladık. Hatta çabuk karar almayı kolaylaştırdığını savunduk. Daima yanılmazlık atfettiğimiz bir kişinin ağızına baktık. Güçler ayrılığı işlemediği için darbelerden bir türlü kurtulamadık.
  10. Demokrasi bilincini kazandıramadık. Aileden başlayarak, hep bir kişinin kararını esas saydık, diğerlerinin dikkate değer sözünün olduğuna inanmadık.
  11. Her inanca eşit uzaklıkta duran, dinin siyasal yaşama karışmasına mani olan laik bir sistem yaratamadık. Aksine İslamı din olarak değil, hep bir siyasal sistem olarak yorumladık. Farklı İslam anlayışlarının ve yorumlarının olduğunu, kişilerin yorumlarından bağımsız bir kendinde İslam’ın olmadığını kavrayamadık, kavratamadık. İslamı, Tanrı ve insan sevgisini temel alan bir din olarak yerli yerine oturtamadık.   
  12. Ben merkezcilikten kurtulamadık. Hakikati hep kendimizde saydık, diğerlerine kulaklarımız tıkadık, onları şeytanlaştırdık, ötekileştirdik, düşmanlaştırdık. Aklımıza, yanılıyor olabileceğimiz,  diğerlerinde de haklılık payı bulunabileceği asla gelmedi.
  13. Geçmişi kutsamaktan, onu yüceltmekten kurtulamadık. Her ne varsa iyisinin geçmişte olduğunu söyledik, geçmişi geleceğimize farkına varmadan ideal yaptık.  Her şeyin iyisi geçmişte olduğunu düşündüğümüz için, geleceğe bakmayı, bir gelecek tasarlamayı unuttuk.
  14. Şiddet kullanmaktan devleti ele geçirmekten kurtulamadık. Biraz güçlenen her kesim, gücünü göstermek için şiddete yöneldi ve gücün yasal kullanımı olan devleti ele geçirmeye çalıştı. Her kesimin ilk hedefi, devleti ele geçirip toplumu kendisine benzetmeye çalışmak oldu. Bu hastalıktan kurtulamadık.
  15. Farklılığın, toplumsal yaşam için zenginlik olduğunu, toplumun dinamizmi olduğunu, farklılıkların demokratik ve tolerans kültürünün ayrılmazı olduğunu göremedik, takdir edemedik.
  16. İyi olan şeyleri  bile kısa sürede yozlaştırdık, yozlaşan şeyi kapattık, sıfırdan başladık; hiçbir şeyde kurum kültürü ve kurumsal gelenek inşa edemedik.
  17. Topluluğu topluma, toplumu kamusal alana dönüştüremedik. Topluluğun birincil ilişkilere, toplumun geleneklere, kamusal alanın yasalara dayandığını kavrayamadık. Bu kavranmayınca, her topluluk öznel alanını kamusal alana dayatmaya yöneldi; neyi öznel neyin kamusal olduğu birbirine girdi. Bu yüzden herkesi kuşatıcı yasallı bir toplum olmayı başaramadık.

Daha çok şey söyleyebilirim. Eminim siz de söyleyebilirsiniz. O halde, şu kriz anında başaramadıklarımızın üzerinde düşünüp, neden başaramadığımızı sorgulamak ve ders alarak birbirimize kenetlenerek yürümek gerekmez mi?

Ben diyorum ki, çok perspektifli, eleştirel düşünen, sorgulayan, birbirine saygı duyan, hoşgörü gösteren, vatanını milletini seven ve geliştirmeye çalışan, sürekli geçmişe değil, hem geçmişe hem de geleceğe bakan, gelecek yaratmayı temel alan insan yetiştirmenin zamanı geldi de geçiyor. Tek vücut olmuş millet olmalıyız, millet bilinci yaratmalıyız. Hiç yok demiyorum; ama bu konuda çok eksiğimizin olduğu kesin. Bu milleti de insanlığın eşit ve özgür bir parçası olarak konumlandırmalıyız. Kurumasallaşmalıyız, kurum kültürü ve kurumsal gelenekler inşa etmeliyiz.  Tek adamlıktan vazgeçmeli, demokratik, çoğulcu, insan haklarını önemseyen, güçler ayrılığını ve güçlerin birbirini şeffafça denetlediği bir sistem yaratmalıyız.  Bir birimize inanç ve ideoloji dayatmaktan vazgeçmeliyiz. İnsan haklarını ve yasallığı önemsemeliyiz. Topluluğu toplum, toplumu kamusal kılmalıyız; hukuksallığı temele oturtmalıyız. İlgimizi siyaset yerine, daha fazla bilim, sanat ve felsefe tartışmalarına ayırmalıyız. Bunları başarmazsak, etrafımızdaki bataklığa bizi itmek isteyen canavarlardan kurtulma şansımız tesadüfe kalacak demektir.

Ben başaracağımıza inanıyorum. Sizin de başaracağımıza inandığınızı düşünüyorum. Yeter ki ders alalım ve isteyelim.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Üniversite: Adı var, kendi yok...  (31.03.2015)
Tüm Yorumlar Etik, Ahlakilik ve Özerklik   (23.12.2014)
Tüm Yorumlar Aydınlanma, Atatürk ve Türkiye   (03.12.2014)
Tüm Yorumlar “Neden Etik ya da Etik Ne İşe Yarar?”  (25.11.2014)
Tüm Yorumlar İslam, öteki ve şiddet...  (09.10.2014)
Tüm Yorumlar Otorite, İtaatsizlik, Hümanist Vicdan ve Entelektüeller  (20.09.2014)
Tüm Yorumlar Dinî Eğitim mi, Laik Eğitim mi?  (13.09.2014)
Tüm Yorumlar Üniversitelerimizin kimi sorunları üzerine...  (06.09.2014)
Tüm Yorumlar En Büyük Ritüel: Kitap seçmek ve okumak  (18.07.2014)
Tüm Yorumlar Bakara, Makara ve CHP...  (07.04.2014)
Tüm Yorumlar Sınav mı, işkence mi?  (24.03.2014)
Tüm Yorumlar "Olmayan Kurum Kültürü"  (21.03.2014)
Tüm Yorumlar Ağaç yaş iken mi eğilir?  (27.02.2014)
Tüm Yorumlar Bir konferanstan notlar...  (25.02.2014)
Tüm Yorumlar "Olmayan Demokrasi"  (20.02.2014)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun eğitim camiası yasta: Merve öğretmen kazada hayatını kaybetti
» Gece kızı zayıflama çayı siparişinde kampanyalı fiyat
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU