Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
21 Kasım 2017 Salı
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Sünni Dinciliğinin Kodları ile FETÖ İtlafı!

Prof.Dr. İsrafil-BALCI
Prof.Dr. İsrafil
BALCI

“Paralel din” ve “paralel devlet” kavramları  son dönemlerin yerleşik tabiri haline geldi. Her iki kavramın zihinlere kodladığı anlam Fetullah’ın oluşturduğu paralel din ve devlet yapılanmasıdır. Alanım olmadığı için devlet boyutu benim dışımda.

Hemen belirteyim ki, FETÖ ile özdeşleşen “paralel din” anlayışı veya yapısı, aslında onun oluşturduğu yeni bir anlayış/yorum değil, aksine zaten Sünni gelenekte var olan anlayıştır. Fetullah sadece Sünni gelenekçe oluşmuş/oluşturulmuş ‘din’ anlayışından beslenip, kendisine alan açan ve zihnindeki kurguya göre rüya-peygamber soslu vaizlerle müritlerini etkileyen zavallı bir figür. Daha açık ifadeyle söylemek gerekirse, aslında Ehl-i Sünnet dediğimiz anlayış da neticede Müslümanların bir kesimince benimsenmiş din algısı veya yorumundan başka bir şey değildir. Nitekim Sayın Cumhurbaşkanı son derce yerinde bir tespitle “Benim Sünnilik diye bir dinim yok, benim Şiilik diye de bir dinim yok, benim bir tek dinim var, o da İslâm’dır” mealinde açıklama yaparken bu gerçeği çok net bir şekilde dile getirmiştir.

Fetullah’ın iddialarının en önemli üç referansı vardır. Bunlardan birisi Hz. Peygamber’le rüyada sohbet etmesi, ikincisi mehdilik (kainat imamlığı) iddiası, üçüncüsü ise “bana yazdırıldı” hezeyanından mülhem olmak üzere, kurguladığı vizyonları inandırıcı kılmak için Cebrail’i devreye sokmasıdır. Dikkat edin referansları arasında ne vahiy, ne sahih sünnet, ne bilgi ne de akıl vardır.

Yakın geçmişte eski Diyanet İşleri Başkanı Sayın Ali Bardakoğlu, bahsettiğim hususa işaret ederek İbn Arabi ve Said Nursi gibi önemli Sünni otoritelerle Fetullah’ın ortak özelliğinin “bana yazdırıldı” iddiası olduğunu söyledi. Bu söz sanıldığı kadar basite veya yabana atılacak iddia değildir. Bunun anlamı tıpkı “peygamberlerin vahiy aldığı gibi ben de vahiy alıyorum” iddiasının endirekt söylenmiş şeklidir. Dolayısıyla Fetullah’ın kullandığı söylemler yeni değil. Zaten Sünni ekolü benimsemiş ulemanın birçoğu tarafından dile getirilen iddialardır. Onun özelliği etkileyici vaazlarla bol bol sahabe fedakârlığından yalan yanlış örnekler sunması ve müritlerinin aklını başından alıp mankurtlaştırmasıdır. Ancak kullandığı  rivayetlerin hepsi Sünni kaynaklarda var olan hikayelerdir. Bir başka mahareti ise “kıtmîr” postuna bürünmüş tilki kurnazlığı ile sinsi emellerini gerçekleştirmedeki başarısıdır. Nitekim anlattığı hikâyelerden kendisine paye çıkarır, ancak verdiği örneklerin hiçbirisine asla kendisi uymaz. Aynı istismarı, hezeyanlarından beslendiği Said Nursi için de yapar. Kısaca kendine göre sinsice istismarla geçmişin sermayesini yer, fakat izini belli etmemeye çalışır.

Bir siyerci olarak şunu üzülerek belirteyim ki, Müslümanlar ne zaman Resulüllah veya sahabeyle ilgili bir yalan uydurmuşlarsa, bunu ya rüya ile referanslındanmışlar ya da devreye Cebrail’i sokarak boşluk doldurmuşlardır. Geriye dönük olarak inşa edilen siyer kurgularının tamamı bu şekilde oluşturulan içi boş hikayelerdir. Dikkat edin hikâye ve hurafeye bezenen Peygamber algısının en önemli yapı taşları rüya ve Cebrail karışımı hikayelerdir. Zira uydurduğunuz yalanın tanığı yoktur, diğer bir ifadeyle yalanlayacak bir merci bulunmamaktadır. Her şey sizin insafınıza ve dürüstlüğünüze kaldığı için, yalanlarınıza rüya veya Cebrail’i alet edip inandırıcı kılmaktasınız. Nitekim Fetullah buradan kendisine alan açarak Sünni kaynaklardaki şebekeye bağlanmış ve bunları istismar eden zavallı şahsiyetten başka bir şey değildir.

Unutmayalım ki, Kur’an’dan sonra güya en bağlayıcı bilgi kaynağı olarak gösterilen Buhari, Müslim veya diğer hadis eserleri, rüyanın bilgi kaynağı olduğu iddialarıyla önümüzde duruyor. Hatta % 45’ten % 70’e kadar değişik oranlamalar verilerek “peygamberliğin yarısı veya yarıya yakını rüyadır” ya da “rüya yollu bilgi kaynağıdır” mealinde hezeyanlar dillendirilmiştir. Keza mehdilikle ilgili de sayısız rivayet yine bu kaynaklarda mevcuttur.

Şu halde bu rivayet enkazını sorgulamadan FETÖ’nün üzerine gitmekle hurafeci/hikâyeci duygu yamyamlarını itlaf etmeniz ne derece gerçekçi veya kalıcı bir yol olabilir?  Önce bataklığı kurutmak gerekmez mi? Siz hadis rivayetleri arasındaki rüya ve Cebrail karışımlı hezeyanların, keza İbn Arabi’nin ‘Fususu’l-Hikem’indeki veya Said’in risalelerindeki “bana yazdırıldı” iddialarının, Kur’an’la, vahiyle, Peygamber’le Allah’ın dini ile zinhar alakasının olamayacağını ve dahi bunların “paralel din” iddiasından başka bir anlam ifade etmeyeceğini açık yüreklilikle söylemedikçe ve bu rivayetleri vahye arz edip ipliğini pazara çıkarmadıkça bir adım yol gidemezsiniz. Belki FETÖ’yü itlaf edebilirsiniz, ama asla sorunu çözemezsiniz. Tabii bu söylediğim, sadece meselenin rivayet veya din’le ilgili boyutudur. Unutmayalım ki, FETÖ sadece dini değil siyasi, hukukî, ekonomik, sosyolojik, askerî, güvenlik, hatta çok uluslu yönlerin de devrede olan bir örgüttür. Din konusu sadece bu aparatlardan birisidir.

Sayın Cumhurbaşkanımız 3 Ağustos’taki Din Şurası’nda yaptığı konuşmasında şu önemli beklentiyi dile getirdi: “Fethullah’ın İslam’ın inanç ilkeleri,  ibadet  telakkisi ve ahlak düsturlarında yaptığı tahrifat ve tahribatı, İslam’ın temel kavramlarına dair çarpıtmaları tespit edilmeli ve bu tespitler “Fethullah’ın Günah Galerisi” adıyla kamuoyu ile paylaşılmalı.”

Son derece yerinde talep, lakin bunun için Diyanetin adres gösterilmesi, bana göre sonuçsuz beklentidir. Niçin mi? Diyanet’in böyle bir adım atması için önce temsil ettiği “Sünni anlayışı” ya da “Sünni dinciliğini” sorgulaması gerekir. Keza Kur’an’dan sonra en önemli referans kaynağı olan hadîs rivayetlerini veya diğer kaynakları da sorgulamalıdır. Ancak Diyanet böyle bir işe giriştiği zaman önce kendi “günah galerisini” hazırlayacağı için asla bunu yapamaz. Kendi kendisini tekzip ederse, buyursun yapsın, bizler de alkışlayalım. Ama ismim kadar eminim ki, asla yapamazlar. Sadece faturayı Fetullah’a kesip onu gayr-i meşru mehdi ilan etmekle yetinir, fakat “Sünni dinciliğinin” referansları olan vahiy dışı kaynaklardaki hezeyanları yine hasıraltı eder. Nitekim öyle olmadı mı? Örneğin “hadis projesi” olarak sunulan sözde proje neyin nesi? Fetullah’ın beslendiği mehdilik rivayetleri ve rüya soslu hezeyanlar, “proje” diye hazırlanıp yurdum insanına sunulmadı mı? Hangi rivayete dokunabildiler? Ancak sözde bunu “büyük proje” diye allayıp-pullayıp Sayın Cumhurbaşkanına bile sunmadılar mı? Keza Fetulllah’ın beslendiği  Said’in hezeyanlarını yine Diyanet basmadı mı?

İmdi bu yapıdaki Diyanet mi Fetullah’ın paralel dini ile mücadele edecek veya onun günah galerisini hazırlayacak? Sayın Cumhurbaşkanım! Hiç boşuna beklemeyin. Şayet Diyanet böyle bir role soyunacaksa, buyursun önce “büyük proje” olarak zatıdevletlerinize sunduğu sözde projenin hesabını versin. Yapabiliyorsa hadislerdeki tonlarca mehdilikle ilgili rivayetleri irdelesin veya bunların vahiyle veya Allah’ın diniyle hiçbir bağlantısının olamayacağını gözler önüne serip reddetsin. Keza Fetullah’ı gayr-i meşru ilan ettiği gibi diğer paralel cemaatlerin de, benzer günah galerinin bulunduğunu açıklasın ve ülkemiz için tehlikeli olduklarını ilan etsin.

Yeri gelmişken şunu da söyleyeyim ki, “Fetullah’ın Günah Galerisi” diye bir çalışma için işe koyulursanız, asıl fatura ona değil, beslendiği Sünni otoritelere veya alim(!) diye yutturulan şahsiyetlere çıkar. Az önce belirttiğim gibi Fetullah yeni yorum veya tahrifat yapmadı, sadece var olanları kendisine mal edip kullandı. Kısaca İbn Arabi veya Said Nursi gibi Sünni otoritelerce oluşturulan “paralel din” anlayışından beslendi. Oysa onun referanslarından birisi olan Said’in hezeyanlarını Diyanet basmadı mı? Şu halde, kimden neyi bekliyoruz?

Anlatmak istediğimi biraz daha somutlaştırayım. “Büyük proje” olarak sunulan çalışmanın özü şu: Hadis eserlerinde yer alan, örneğin mehdilik veya Hz. İsa konusuyla ilgili tüm rivayetleri derleyip kategorilere ayırdılar, sonra bunlardan mesela “mehdilik” başlığı altında bir metin oluşturdular. Ancak sadece işlerine gelen rivayetleri kullanırken, problemli veya izah edilemeyecek nitelikteki rivayetleri ise dipnota atıp çöplüğü halı altına süpürdüler. Sonradan da bunu “büyük proje” diye yurdum insanına ve devletin en epesine sundular.

Konulu hadis rivayetlerinden metinler hazırlanırken asla vahyin değil, “Sünni yorumun” kırmızı hatları esas alınmıştır. Oysa İslâm’ın Sünni yorumu ve onun katı temsilcisi Diyanet, Allah’ın dininin merkezi değildir. Sadece birçok ekol gibi benimsenen yorumlardan birisidir. Kısaca söylemek gerekirse, rivayetler ele alınırken vahyin ve sahih sünnetin aydınlık yolu değil, mitleşmiş din telakkisinin hassasiyetleri gözetilmiştir. Sadece bir örnek vereyim. Mesela Hz. İsa ve onun geleceğiyle ilgili rivayetler, Hz. İsa konusunda uzmanlaşmış akademisyenlere değil, konuyla ilgisi olmayan birisine verilerek Diyanetin hassasiyetlerine göre bir metin hazırlatıldı. . Sonuçta Hz. İsa’nın da, mehdinin de geleceğine dair rivayetler yine muhafaza edilmiştir. Şayet konunun uzmanı kişi/kişilere veya işin ehli olan akademisyenlere bu konularda yine hadislerdeki rivayetlerden bir metin inşa ettirilirse, mazallah “Sünni yorumun kırmızı hatları” sarsılabilirdi. Sözünü ettiğim temeli sakat projenin mimarlarından olan zat, bu projeyi bile başarıp bitiremediği için kulağından çekilip atıldı ve bir başkası tayin edilip şaheser! proje bitirildi. Ancak bir süre sonra bu büyük ilmi deha yeteneğinin semeresi olarak başkan yardımcılığına getirilerek ödüllendirildi.

İmdi bu zihin dünyası Sayın Cumhurbaşkanının beklentisini gerçekleştirecek veya “günah galerisi” hazırlayacak(mış).  Keşke yapabilseler, sabahtan akşama kadar alkışlamaya hazırız. Ama siz kendisinin günah galerisini hazırlayan kaç yiğit bulabilirsiniz?

Sünni geleneğe ait kaynaklardaki bu hezeyanlar irdelenmeyip sorgulanmaz ve gerçekler halkın bilgisine sunulmazsa, yarın yeni Fetullahlar’ın çıkması kaçınılmazdır. Nitekim rüyada Hz. Peygamber’le görüşen, onu miting meydanlarına veya olimpiyatlara getiren sadece Fetullah mıdır? Bunlardan birisi, Peygamberimizin mezarda sağ olduğunu, hatta eşleriyle kabirde cinsel ilişkiye bile girdiğini söyleyecek kadar pervasızlaşmadı mı?

Siz dinin asıl kaynağı olan vahyi değil de, rivayetlerdeki bu hezeyanların yer aldığı eserleri başucu kitabı yapar ve Allah’ın dinine paralel din uydurursanız, faturayı sadece Fetullah’a kesmeyin. Dikkat ederseniz Diyanet, Din Şurasında Kur’an’a paralel referans kaynağı olarak kabul edilen Buhari ve Müslim gibi otoritelerin kaynaklarındaki mehdilik iddialarını reddedemediği için, çareyi Fetullah’ı sahte mehdi ilan etmekte buldu ve pisliği yine halı altına süpürdü.

Başta Diyanet olmak üzere İlahiyat Fakültelerindeki Hoca sıfatlı insanların ekseriyeti, bataklığı kurutmaya kolay kolay yanaşmazlar. Zira çoğunun din algısını büyük oranda bu rivayetler şekillendirmektedir. Dahası adeta vahiy gibi rivayetler de iman derecesinde bağlayıcı kabul edilmektedir. Onlara dokunulduğu takdirde Sünni yorumun kodlarına da dokunursunuz. Bu yüzden Diyanet’ten veya çok azı istisna İlahiyat Fakültelerindeki hocalardan böyle bir beklenti içine girmek bana inandırıcı gelmiyor. Ağlak vaiz Fetullah’ın müridi olan ilahiyat hocaları mı bahsettiğim konuya el atacak veya hala ölmüş Hz. İsa’yı gökten getirecek zavallı hoca kılıklılar mı çözüm üretecekler? Ya da hala mehdilik beklentisinin cezbesine kapılmış akıl fukaraları ve rivayet dincileri mi, böylesine önemli sorunun üstesinden gelecek? Kısaca tuz kokmuş ama haberimiz yok.

Ülkemiz insanına doğru bilgi aktarmak ve halkı bilinçlendirmek gibi derdimiz/kaygımız ya da kavgamız varsa, önce bataklık kurutulmalıdır. Bunun için bilimsel kriterlerle eser yazan, vahyin mutlak bağlayıcılığını kendisine rehber edinen, bunun dışında hiçbir sahte otorite ile kendisini sınırlamayan, analiz-sentez yaparak geleneksel düşünceyi ve oluşan birikimi güncelleyen ilim ehline görev verilmeli. Bu potansiyel ülkemizde var mı? Bana göre fazlasıyla. Ancak bu mesele/enkaz, kendisi Sünni İslâm anlayışını temsil eden Diyanet eliyle asla halledilemez. Dolayısıyla Sayın Cumhurbaşkanının bu kurumdan böyle bir talepte bulunması, -üzülerek belirteyim ki- çözümü yanlış adreste aramaktan başka bir şey değildir. Bütünüyle politize olmuş Diyanet eliyle böyle bir girişim, baştan kadüktür benden hatırlatması.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 1 Yorum Bulunmaktadır
Ramazan Ateş
21.08.2016 22:58:35  Vahyin Önceliği
Hocam cesaretine ve ilmini sağlık.Korkum bu gidişle vahyi rivayetlere arzedecekler.Halbuki iş ne kadar kolay.Ha o zamanda kimseyi köle yapamazlar.

Tüm Yorumlar TÜM YORUMLARI LİSTELE ( 1 Yorum)

Tüm Yorumlar ´Muhammed´ filmi üzerine   (08.11.2016)
Tüm Yorumlar Kurban, Kan ve Bayram- I  (21.09.2016)
Tüm Yorumlar Allah ve Resulü’ne Din Öğretme Hadsizliği  (25.08.2016)
Tüm Yorumlar Fetullah İbn Ziyad ve Ordusu  (18.08.2016)
Tüm Yorumlar FET֒yü Halletmek Çözüm mü?  (12.08.2016)
Tüm Yorumlar Âlim ve İlim Adamı Farkı  (09.08.2016)
Tüm Yorumlar “Asrın Müceddidliğinden!” Darbe İmamlığına   (06.08.2016)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
» Samsun´da Cinayet: Serdal Göktaş, silahlı saldırıda öldürüldü
» TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu: Lojistik Köy Projesi hukuka aykırı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU