Ana Sayfa | Reklam | Sitene Ekle | Künye | İletişim | Arşiv | Gizlilik Sözleşmesi (Privacy Policy) | Site Haritası | RSS
Foto Galeri Video Galeri Yazarlar Konuk Yazarlar İletişim
23 Kasım 2017 Perşembe
GÜNDEM ASAYİŞ SİYASET KARADENİZ EĞİTİM EKONOMİ KÜLTÜR SANAT DÜNYA ÇEVRE SAĞLIK SPOR GENEL

Tıbbın algı (kanaat) dinamiği çok zor değişir

Dr. Yavuz-DİZDAR
Dr. Yavuz
DİZDAR

Toplum başta tıp olmak üzere biyolojik bilimleri 'Pozitif Bilim' kapsamında kabul etmek eğilimindedir. İşin kötüsü bu düşünceye en çok da doktorlar inanır. Oysa tıp pozitif bilim olmanın başlıca gereksinimi olan “tekrarlanabilir olmaktan” hayli uzaktır. Örneğin hastalıkların tedavisinde bir yaklaşım (cerrahiyi bir kenara koyacak olursanız) her zaman aynı sonucu vermez. Mesele kanser olduğunda patologların “aynı” tanı grubuna soktukları hastaların hepsi benzer seyretmez. Hatta aynı kişi aynı tedaviye iki farklı zamanda aynı yanıtı vermez, bir keresinde işe yarayan diğerinde yaramayabilir.

Tıbbın pozitif bilim olmama hali ise “plasebo etkisi” söz konusu olduğunda doruğa ulaşır. Plasebo içinde etken madde bulunmadığı bilinen ilaç taklitleridir. Dış görünüm olarak ayırt edilemediklerinden “ağrı kesici etki, depresyon giderici etki vb.” sübjektif, yani hasta tarafından değerlendirilen kavramların geçerliliğinin sınanmasında kullanılır. Kişinin haleti ruhiyesine göre değişebilen durumlardaki başarı, ancak ilacın plaseboya, yani yalancı ilaca üstün olması durumunda anlam kazanır. Buna karşılık kişiye verilenin plasebo olduğu doğrudan söylense bile kişi bu ilaç taklidinden de fayda görebilir. Velhasıl tıp pozitif bilim değildir.

TIBBIN POZİTİF BİLİM OLDUĞUNA EN ÇOK DOKTORLAR İNANIR

Belki de bu nedenle, algı-kanaat oluşumu tıpta diğer bilimlerden daha fazla önem ve geçerlilik taşır. Doktorların okuyup diploma sahibi olmaları bu durumu değiştirmez. Bilgiler genellikle bir öncekiler tarafından doğrudan aktarılır ve sorgulanmadan kabul edilir. Her disiplin kendini ortaya koyarken, anlattıklarını tekrarlayabilenleri veliaht olarak seçer. Bunun doğal sonucu bir varsayım bilgi olarak empoze edildiğinde, hele hele bir kuşak bundan etkilenmişse, artık tartışılması pek mümkün olmayan (dogmatik) kanaati oluşturur. Öğrenci hoca kademesine erişmiş birine zaten itiraz edemez, itiraz edebilecekler daha eğitimin başında ekarte edilir, kongreler geçerli kanaat zemininde toplanır, dolayısıyla kanaat hakim hale gelir.

Tıpta bir şekilde yerleşmiş kalmış düşünceler tahmin edilenden çok daha fazladır. Kanserin eninde sonunda yayılıp patlayacağı, zararsız benlerin melanom denen saldırgan biçime dönüşeceği, çok et yemenin zekayı güçlendireceği gibi düşünceler önceki yerleştirilmiş algı-kanaat kalıplarının devamıdır. Bu elbette hazır mamaların evde hazırlanan bebek çorbalarından daha besleyici olduğu, CRP yükselmesinin illaki enfeksiyona işaret ettiği için antibiyotik tedavisi gerektirdiği, kolesterolün damarı tıkadığı gibi düşünceler için de geçerlidir. Günümüzde algı-kanaat toplumun ortak hafızasından şekillenmez, bilakis şekillendirilir. Şekillendirme işlemi doğrudan ya da dolaylı olarak reklamlar, diziler gibi günlük yaşamın içerisinde ortaya çıkar: “Beyaz temizdir, beyaz gömlekli adam sözüne güvenilir olandır, bulaşık makinesinin borusu yağ nedeniyle kirlidir, kolesterol de damarı tıkayan yağdır, boru da damar da tıkanmaya eğilimlidir…” Doğrusu dizilerin reklamların arasına serpiştirilir hale geldiği son on yıldan beri tıp bile dizilerin etkisindedir.

STATÜKO VARSA TARTIŞMA ŞANSI YOKTUR

Ama en ilginç olanı tıpla ilgili dizilere halktan çok doktorların inanır olmalarıdır. Vereceğim örneklerin hepsi de yaşanmış hikayelerdir; göz naklinin göz küresi nakli olduğunun sanılması (aslında nakledilen öndeki saydam kornea tabakasıdır), DNA hedeflenerek her türlü kanserin tedavi edilebileceği, kişiye özel ilaç yapmanın mümkün olduğu, kök hücre tedavisinin olası en iyi tedavi seçeneği olduğu gibi görüşlere en çok doktorlar inanır. Bunun doğal sonucu olarak hastaların ölüm nedenleri neredeyse istisnasız “kalp ve solunum durmasıdır”. Tıbbın bir şekilde doğrudan ya da dolaylı yerleştirilmiş algı-kanaat yanılsamasından kurtulması özellikle zordur, geçerli düşünce zemininde toplanan kongreler yeni bir düşünce biçimini tartışmaya yanaşmazlar. İşte statükoyu korumaya yönelik bu saplantı gerçek bir sorundur.


 Yorum Yaz
  Ad, Soyad:
  Konu:
  Mesaj:

Toplam 0 Yorum Bulunmaktadır
Yorum Yaz Bu yazıya henüz bir yorum yapılmamış. İlk yorum yapan siz olun!

Tüm Yorumlar Kokoreç neden çok kıymetlidir?  (15.11.2017)
Tüm Yorumlar Sofradan sarımsağı eksik etmeyin  (07.10.2017)
Tüm Yorumlar İnsanın kimera modeli  (04.07.2017)
Tüm Yorumlar Hastalıklar ve tedavilerinde neden ilerleme yok?  (25.01.2017)
Tüm Yorumlar By-pass ameliyatları huyu değiştirebilir!  (13.01.2017)
Tüm Yorumlar Lütfen dikkatli okuyunuz: Şeker tüketiminin prensipleri  (12.12.2016)
Tüm Yorumlar Mayalanmanın beslenmedeki önemi  (23.11.2016)
Tüm Yorumlar Hekimi doktordan ayırt etmenin püf noktaları  (13.09.2016)
Tüm Yorumlar Tıbbın endüstrileşmesi  (02.08.2016)
Tüm Yorumlar Kanser tedavisinde ilerleme yok, çünkü ekonomik beklenti çok  (16.06.2016)
Tüm Yorumlar Kendi kendinizin doktoru olun  (19.04.2016)
Tüm Yorumlar Sütler ve yoğurtlar neden bozulmuyor?  (04.04.2016)
Tüm Yorumlar Zararlı olan kızartma değil, yağın yanmasıdır!  (11.03.2016)
Tüm Yorumlar Beden sağlığının anahtarı: Sindirim sistemi  (20.02.2016)
Tüm Yorumlar Gıda nasıl endüstrileşti?  (13.02.2016)
Tüm Yorumlar TÜM YAZILARINI LİSTELE
YAZARLAR
İlknurYAMAK İlknur YAMAK
Çiftlik´in gri, ruhsuz binaları dökülüyor
ŞenolÇAKIR Şenol ÇAKIR
Siz kimi okşatıyorsunuz?
Prof. Dr. FundaELMACIOĞLU Prof. Dr. Funda ELMACIOĞLU
Vücutta tuz kaybı hayatı tehdit eder
Prof. Dr. HakanALTINTAŞ Prof. Dr. Hakan ALTINTAŞ
Akademik Yapıdaki İllegal Terör Örgütleriyle Mücadelede Yöntem Önerisi –II
Prof.Dr. İsrafilBALCI Prof.Dr. İsrafil BALCI
´Muhammed´ filmi üzerine
Doç.Dr. HasanAYDIN Doç.Dr. Hasan AYDIN
Neleri Başaramadık?
Prof. Dr. KemalARI Prof. Dr. Kemal ARI
Türkçe´nin diriliş hamleleri
FundaÖZYURT Funda ÖZYURT
Bu hikaye tipik bir Anadolu höyüğünün sıra dışı hikâyesidir
Cüneyt MUMCU Cüneyt  MUMCU
Araf'ta kalan ruhlara ne olur?
Dr. YavuzDİZDAR Dr. Yavuz DİZDAR
Kokoreç neden çok kıymetlidir?
Tüm Yazarlarımız
RÖPORTAJLAR
Samsun´un efsane ismi: Yıldıray Çınar
Diğer Röportajlar  
Takip Et:
EN ÇOK OKUNANLAR
Bugün Dün Bu Hafta Bu Ay
SON YORUMLANANLAR
» Samsun´da silahlı saldırıya uğrayan Doğan Kılınç hayatını kaybetti
» Samsun Büyükşehir Belediyesi Genel Sekreter Yardımcısı emekliliğini istedi
» Terme ilçesinin yeni imar planı askıya çıktı
» Samsunlu emekli özel harekat polisi yanarak hayatını kaybetti
» Samsun´da korkunç ölüm: Otobüsün sürüklediği Yazgı Önal hayatını kaybetti
» Diyarbakır´da Özel Harekat Polisi Ahmet Alp Taşdemir şehit oldu, 9 polis yaralandı
» Akaryakıta zam geldikçe KDV de artıyor
» Samsun´da üzerinden traktör geçen İbrahim Altun hayatını kaybetti
» Samsun´da Cinayet: Serdal Göktaş, silahlı saldırıda öldürüldü
» TMMOB Samsun İl Koordinasyon Kurulu: Lojistik Köy Projesi hukuka aykırı
KONUK YAZARLAR
BAYRAKTAROĞLU   Kağan  BAYRAKTAROĞLU
"Herkes ölür ama herkes gerçekten yaşamaz..."
Diğer Konuk Yazarlarımız  
HAVA DURUMU