GÜNDEM
Giriş Tarihi : 04-03-2021 08:08   Güncelleme : 04-03-2021 08:23

AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan'ın annesi Abide Özkal Atan vefat etti

Doktorların "yaşamaz" dediği zihinsel ve fiziksel engelli kızını, özverisiyle 25 yaşına kadar yaşatmayı başaran, bu mücadelesini anlattığı kitabı bir çok dile çevrilerek yayınlanan ve 3 kez yılın annesi seçilen AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan'ın annesi Abide Özkal Atan, kanser tedavisi gördüğü hastanede hayata veda etti.

AK Parti Samsun Milletvekili Çiğdem Karaaslan'ın annesi Abide Özkal Atan vefat etti

Ankara'da kanser tedavisi gördüğü hastanede 64 yaşında hayatını kaybeden AK Parti Genel Başkan Yardımcısı Samsun Milletvekili Çiğdem Karaslan'ın annesi Abide Özkal Atan'ın yürek burkan hayat hikayesi herkesi duygulandırdı.

3 KEZ YILIN ANNESİ SEÇİLDİ
Samsun'un Alaçam ilçesinde 12 Mart 1955 tarihinde doğan Abide Özkal Atan İlk ve ortaokulu Alaçam’da tamamladıktan sonra Kabataş Ticaret Lisesi (1978) ile Anadolu Üniversitesi İşletme Fakültesi Yönetim ve Organizasyon Bölümünü (1996) bitirdi.  Rett Sendromlu (Zihinsel ve fiziksel) Aileler Dayanışma Derneği'nin kurucuları arasında yer alarak (1998-2000) bir süre başkanlığını yürüttü. ABD’deki ‘Uluslararası Rett Sendromu Derneği’ üyesi de olan Abide Özkal Atan, ayrıca Yardımsevenler Derneği, Cumhuriyet Kadınları gibi çeşitli kadın sivil toplum örgütlerindegörevler aldı, üst üste 3 kez 'Yılın Annesi' unvanını da kazandı. 

KIZINA RETT SENDROMU TEŞHİSİ KONULDU
2006 yılında Hürriyet'te yer alan habere göre; Abide Özkal Atan’ın 23 yaşındayken dünyaya getirdiği 2’nci kızı Deniz, 9 aylıkken "anne-baba" diyerek konuştu. 1 yaşında yürüdü. Çatalını, kaşığını da kendisi tutuyordu artık. Ancak 1.5 yaşında ellerini kullanamamaya, dengesiz yürümeye ve konuşamamaya başladı. Abide Özkal, Deniz’inin söylediği son sözün "anne" olduğunu anımsıyor. Abide Hanım’ın kara kızı Deniz, yürümeyi, konuşmayı engelleyen ağır bir nörolojik hastalık olan Rett Sendromu’ydu. Doktor, hiç tereddüt etmeden "yaşamasını bile beklemeyin" diyordu. Hastaneden eve dönene kadar eşi Engin’le birlikte ağlayan Abide Özkal, kalp spazmı geçirdi. Zeytin gözlü kızı yaşamayacaksa o hiç yaşamasındı. O gün ilk kez ölmeyi istedi.

TEKERLEKLİ SANDALYEYE MAHKUM ETMEDİ
Anne Özkal, "Allah’ım değiştirebileceklerim için cesaret, değiştiremeyeceklerimi kabullenmek için sabır ver" duasını kendisine felsefe edindi. Yılmayacak, "Hayata 2-0 yenik başladı" dediği Deniz’ini sevgisiyle yaşatacaktı. Birçok engelli çocuk sahibi ailenin utandığı gibi utanmayacaktı Deniz’inden. Aynı zamanda otistik de olan Deniz’i eve kapatmak yerine sosyalleşmesi için çalıştı. Kendisine dokunulmasına izin vermeyen ve göz teması kuramayan Deniz’i mümkün olduğu kadar kalabalık yerlerde gezdirdi. Pazara, markete, parka götürdü. Artık yürüyememeye, yerlerde sürünmeye başladığında, tekerlekli sandalyeye mahkûm etmedi onu. Hiçbir doktordan yardım almadan kendi geliştirdiği rehabilite yöntemleriyle, kızını tekrar ayağa kaldırmayı başardı. Attığı her adım için onu alkışlayarak ve çikolata vererek ödüllendirdi. Deniz, ilk kez 12 yaşındayken annesine sarıldı ve onunla göz teması kurdu. Abide Hanım, "İlk bakışı unutamıyorum. Sanki bana teşekkür eder gibiydi" diyor.

Abide Özkal, büyük kızı Çiğdem’in (Karaaslan) sağlıklı bir kardeş özlemini hissettiği için Deniz 8 yaşındayken bir kere daha hamile kaldı. Oğlu Gökhan’ın sağlıklı olduğunu öğrendiğinde rahat bir nefes aldı.

KANSERE YAKALANDI
Tüm bu yaşadıklarının üzerine bir de ailevi sıkıntılar eklenince, 7 yıl önce (1999) meme kanseri teşhisi kondu. Sağ göğsündeki kanser tüm koltuk altına kadar yayılmış, lenf bezlerine sıçramıştı. Abide Özkal önce doktorun önerdiği tedaviyi ve göğsünün alınması teklifini reddetti. Ancak hastalığın öldürücü boyutta olduğunu öğrenince Deniz geldi aklına. Ölürse ona kim kendisi gibi bakacaktı. 1 yıl kemoterapi ve radyoterapi gördü. 5 yıl ilaç kullandı. Artık sağlıklıydı.

YAŞADIKLARINI YAZDIĞI KİTAPTA ANLATTI
Abide Hanım, bu anlamlı mücadelesini, 3 yıl (2003) önce "Sessiz Melek" adlı kitabında topladı. Kitabın gelirinin bir kısmını, kızı gibi olanlara yardım edebilmek için kurduğu Özel Çocuklara Destek Derneği’ne, bir kısmını ise Gören Kalpler Derneği’ne bağışladı. Özkal, kitabı çıktıktan sonra birçok televizyon programına konuk oldu. Ankara, Eskişehir, Osmaniye ve Kırşehir’de üniversite öğrencilerine konferanslar vererek yaşam öyküsünü anlattı. 1.5 (2005) yıl önce de, engellilerin yaşadıkları zorluklarla mücadele etmek ve engelli ailelerine destek vermek için 'Özel Çocuklara Destek Derneği’ni kurdu. Abide Özkal, "Dünyaya yeniden gelme şansım olsa Deniz’in annesi olarak gelmek isterim" diyor samimiyetle. Kızına kazandırdıklarını anlatınca gözlerinin içi gülüyor. "Onun etrafındaki camı kırdım. Aynı hastalığı olanlar için bu bir mucize. Rett Sendrom’lu olup da bu yaşa kadar gelebilen çok az insan var. Ona bizim için çok önemli olduğunu ve sevgimizi hissettirdik. Bunun sırrı bu" diyor.

DENKTAŞ KİTABI İNGİLİZCEYE ÇEVİRTTİ
Abide Özkal, "Sessiz Melek" adlı kitabını, sempati duyduğu Fransa Cumhurbaşkanı Jacques Chirac’a gönderdi. Chirac, bir cevap mektubu yollayarak, Özkal’ı tebrik etti. Kitabı okuyan Rauf Denktaş da, özürlü çocuğu küçük yaşta öldüğü için hikáyeden çok etkilenmişti. Denktaş, kitabı İngilizce’ye çevirtti. Ardından kitap bir çok dile çevrildi. Gazi Üniversitesi Kastamonu Eğitim Fakültesi profesörleri, hayata dair iyi bir örnek olduğu için kitabı öğrencilerine tavsiye etti.

KEMOTERAPİ YOLCULUĞUMUN SONUNA GELDİM
Abide Özkal Atan, 1999 yılında atlattığı Meme Kanseri hastalığı 2018 yılında tekrar nüksedince tedavi altına alındı. Kemoterabi sürecinin tamamlanmasından sonra da sosyal medya hesabından adeta 'veda' yazısı paylaştı. Atan yazısında, "Altı ay önce çıktığım kemoterapi yolculuğunun dün sonuna geldim. Tanı konulduktan sonraki şaşkınlığımı hızlıca üzerimden atıp konuyla yüzleştim ve kabullenip yeni duruma kısa sürede uyum sağladım. Doktorumun tedavi planını harfiyen yerine getirdim. Arkama ailemin, arkadaşlarımın ve dostlarımın desteğini de alarak hayatla olan bağımı güçlü tuttum. Herşeyin daha iyi olacağına dair inancımı hiç kaybetmedim. Bol bol dua ettim. Dua en etkili manevi ilaç. Moral, savaşma azmi ve aile desteği ilaç kadar önemli.Yolculuğumuzun bazı dönemlerinde bizi motive edecek, cesaret verecek birkaç kelimeye nasıl da ihtiyaç duyarız. Başarabileceğimize olan inancımızı artıran, umutlarımızı yeşerten o sözler nasılda etkili olur yolumuzu,  yönümüzü bulmamızda…Kemoterapi bütün sürecin en yıpratıcı kısmı. Ama kemoterapinin bitmesine yakın o korku umuda dönüşüyor. Yolun sonuysa bilinçlenerek, güçlenerek çıkılan bir hal.  Ben başardım çok şükür. Tüm hastalara şifalar diliyorum" ifadelerini kullandı.

ALAÇAM'DA TOPRAĞA VERİLECEK
Ankara Özel Güven Hastanesi'nde hayatını kaybeden Atan'ın cenazesi, 4 Mart Perşembe günü memleketi Samsun'un Alaçam ilçesinde Şadibey Camisi'nde kılınacak cenaze namazına müteakip ilçe merkez mezarlığında toprağa verilecek.

SAMSUN HABER HATTI