18 TEMMUZ 2019 Perşembe 11:51
RÖPORTAJ
Giriş Tarihi : 15-12-2015 11:40   Güncelleme : 04-10-2018 21:04

Dünyadaki 10 erkekten biri: Ali Erkazan

Samsun´da Yanık Fahri lakaplı bir taksi şoförünün oğlu Ali Erkazan. Sinema ve tiyatro sanatçısı. 1960 yılında ailesiyle birlikte Ankara´ya göçmüş ama bağı kopmamış, akrabaları hala Samsun´da Ali Erkazan´ın...

Dünyadaki 10 erkekten biri: Ali Erkazan

Ali Erkazan, sanat hayatına Ankara sanat Tiyatrosu'nda başlayan bir tiyatro ve sinema sanatçısı.
Televizyonun unutulmaz dizilerinden 'Sıdıka'nın Zekeriya Saka'sı, 'En son Babalar Duyar'ın Baba'sı. Ama daha da önemlisi; kaçımız biliyoruz bilemiyorum ama bir Samsunlu... Yanık Fahri lakaplı bir taksi şoförünün beş çocuğundan biri. Ailecek Ankara'ya göçtükten sonra büyük şehre alışamayıp sık sık Samsun'a gelen, halası, amcası, teyzesi, kuzenleri...hala Samsun'da yaşayan, en son on beş yıl önce şehri ziyaret eden, bugünlerde de etmeyi düşünen bir hemşehrimiz...Son günlerde ise Özgecan Aslan'ın hunharca katledilişini etek giyerek protesto etmesi dolayısıyla, BBC tarafından "2015'te dünyada cinsiyet eşitliği için mücadele eden on erkekten" biri olarak seçilmesi haberinin, bizim medyamız tarafından görülmemesine kırgın, kızgın, öfkeli... Hadi ayrıntıları tele-röportajımızdan okuyalım...

-Ali bey sizin Samsunlu olduğunuz pek bilinmiyor galiba, biz bile geç öğrendik. Biraz anlatır mısınız Samsun serüvenini?

Yapmayın ya! Ben daha çok Karadenizliyim diye dile getiriyorum. Öyle deyince özel olarak neresi diye sorulmuyor, ondandır belki de ama Samsunluyum. Akrabalarım hala orada. Halam, amcam, teyzem, kuzenlerim... hepsi orada. Benim babam taksi şoförüydü. Cumhuriyet Caddesi'nde. Lakabı vardı: Yanık Fahri. Yüzünün bir tarafı yanıktı. Küçükken mangala düşmüş, yüzü yanmış. Tabi o zaman estetik olmadığı için de öyle yanık kalmış. İlkokulu Samsun'da okudum. İstiklal İlkokulu'nda. Ortaokulu da bir yıl Mithat Paşa Ortaokulu'nda okudum. 1960 yılında Ankara'ya göçtük. Sonra tekrar Samsun'a döndük; sonra tekrar Ankara'ya geldik, bir daha da dönmedik. Çocuğuz o zamanlar. Uzunca bir süre büyük kentlere alışamama psikolojisiyle çok sık Samsun'a gidip geldim. Dört beş yıl Ankara'ya adaptasyon sorunu yaşadım. Zaten tahsil hayatımı da o zaman bıraktım. Spora döndüm, sonra 70'li yılları bulduk. O yıllarda devrimci mücadelenin içine girdik. Spor, siyaset, sonra da tiyatro... O zamanlar bu kadar iyi değildi, öğrenecek bir mekanizma yoktu. Sanatçı kimliğimizde araştırmalarımla bir yerlere geldik.

-Peki sonra hiç gelmediniz mi Samsun'a

Halamlar, kuzenlerim de çok istiyorlar gelmemi ama bir türlü ayarlayamıyorum. En son on beş sene önce gelmiştim. Çok değişmiş. Samsun'dan epey uzağım ama sosyal medyadan, basından takip ediyorum.

-Anneniz, babanız, kardeşleriniz?

Beş kardeşiz biz. Üç kız, iki erkek. Hepimiz hayattayız ama anne-babayı kaybettik. Onlar da (kardeşlerim) Samsun'da değiller. Biri İstanbul'da, diğerleri Ankara'da yaşıyor.

-Samsunluluk konusuna açıklık getirdikten sonra şimdi de sizin kırgınlık, kızgınlık ve biraz da öfkelenmenize neden olan o BBC haberine gelelim. Nedir olay?

BBC bu sene kadınlarla ilgili olarak yürüttüğü bir proje kapsamında dünyada cinsiyet eşitliği için mücadele eden on erkeği seçti. Seçilme nedeni listedeki erkeklerin kadına uygulanan şiddete karşı ve kadın erkek eşitliğinden yana tavır koymaları. Listede üç aktör var, biri benim. Diğeri Hindistan asıllı Amerikalı bir komedyen, öteki yine Amerikalı bir aktör. Listede Kanada başbakanı var, akademisyen var, medya patronu var.... Ama bu haberle bizim medyamızdan kimse ilgilenmedi, ben de facebook sayfamdan yayınladım. Yayınlarken de "Bu haber medyanın hiç ilgisini çekmedi...BBC seçti de ondan duyamadılar galiba(!) " diye sitemkar bir not düştüm. Çünkü önemli bir durum. Ben olduğum için değil, başka bir Türk erkeği de olsa önemli.

-Neydi sizin o listeye girme nedeniniz?

Şubat ayında gencecik bir insan adını koyamayacağım bir durum sonucunda hayatını kaybetti ülkemizde. Özgecan Aslan! Özgecan bir canlıydı, bir anne kuzusuydu, bir evlattı, geleceğin umuduydu... yani her şeydi. Böyle çok kötü bir durumla karşılaştı, hayatını kaybetti. Tabi ki çok çok üzücü. Olay sonrasında "Al işte! Erkekler böyle. Oğlu yapmış babası da desteklemiş" şeklindeki erkeklere dair önyargılar; ülkemizin sanatçı dediği (maalesef ona sanatçı diyenleri kınıyorum) bir kişinin "O eteği giyersen bu tecavüzü de görürsün" diye ettiği laf... Bunları görünce, duyunca sevgilime dedim ki "Bir etek ver bana" ve o gece o eteği giyip fotoğrafımı çektim, sosyal medyada paylaştım, altına da "Eteğimi giydim, seni bekliyorum" diye yazdım. Özgecan'ın hunharca katledilişini protesto için Taksim meydanında etekli protesto eylemi vardı. Benim sosyal medyadaki bu fotoğrafımı gören bizim çocuklar da "Ağbi bizim bildirimizi sen okur musun?" dediler, seve seve gittim, bildiriyi okudum, düşüncelerimi dile getirdim. Ben bunu yaparken finalin buraya geleceği aklımın köşesinden geçmezdi. Taksim'deki eylem sırasında Çin televizyonuna röportaj vermiştim, BBC sanırım oradan aldı.

-Etekli protestonuz o söz üzerine oldu o zaman.

Ben sosyal medyada etek giyip çektirdiğim fotoğrafı paylaşmasaydım, yani böyle bir şey olmasaydı da "Çocuklar bana ağbi böyle bir şey yapacağız, sen de katıl" deselerdi yine giderdim. Ama anında tepki vermemin nedeni, evet o söz. Anında giydim ve anında paylaştım facebook'ta, twitter'da.

-Peki o vahim olaya sizden başka tepki veren sanatçı olmuş muydu?

Çıktılar, yürüdüler, bir iki yerde laf ettiler ama benim kadar radikal şekilde tepki veren, protesto eden sanatçı çıkmadı. Halktan da öyle. Yazık! İnsan zaten buna üzülüyor. Kadınlar Günü'nde bir araya geliniyor, "Unutulmazsın, unutmayacağız..." lafları ediliyor, o kadar. Böyle olunca da olaylar tekrarlıyor. Nitekim Özgecan'ın hemen akabinde bir başka genç kıza da feci şekilde aynı şey yapıldı. Cezalar yeterli olmayınca böyle bir cesaret doğuyor. Nasıl önüne geçeceğiz bilmiyorum. İnsan insanlığından utanıyor.

-Lafla olmuyor yani.

"Kadınlar başımızın tacıdır" diyenlerin vurmadığı kadın kalmadı bütün toplumun gözü önünde. Onun topuğuna sıkıyor, ötekinin kalçasına... Kardeşim baş tacı etme, yanında olmasına izin ver. Sen onun yanında ol. Kişiyi yüceltmeye gerek yok. İnsan gibi paylaşa paylaşa yaşayalım. O zaten toplumsal barışı, belki de giderek dünya barışını getirir. Paylaşa paylaşa yaşamak, bize bir arada yaşamayı öğretecek en kolay yol...

-Sanatçılığın ötesinde bir erkek olarak da empatiniz güçlü sanırım?

Bunun için empati yapmaya da gerek yok. insan olmak yeter! "Ay benim de kızım var, ay benim de kardeşim var" demeye gerek yok. Anası, kardeşi, karısı olmayanlar alkış mı tutmalı buna yani?

-BBC bile fark ettiği halde bizim medya niçin fark etmedi sizi?

Görüp kutlayan çok insan oldu. Çok da dile getirildi. 1 Aralık-10 Aralık, on gün boyunca her gün...Ama yok! Kıvanç Tatlıtuğ biriyle basılmış olsaydı onu konuşurlardı. Bu haberden ise bir gün bile bahsetmediler. Bunu yapan ben değilim, Türkiye değil; bunu yapan Dünya. Dünyada on erkek seçiliyor, biri benim. Üstelik bu adam (yani ben) 62 yaşında! Bunu görmeyeceksiniz de neyi göreceksiniz? Ben bunu anlayamadım. Seçilen ben olduğum için de söylemiyorum bunları. Başkası da olsaydı yine söylerdim. Türkiye'nin üstelik bugünlerde böyle şeylere çok ihtiyacı var. Basın olarak, medya olarak her gün saatlerce 'kadına şiddet', 'kadın hakları' diye yayın yapacaksın ama bu haberi görmeyeceksin!

-Sizin adınızdan kaynaklanıyor olabilir mi?

Biraz böyle de düşünüyorum, bazı kanallardan veto yediğimi biliyorum ama orada benden başka dokuz adam daha var. Direkt benimle ilgili değil ki!

-Neden veto?

Benim bu muhalif duruşum, sosyal medyadaki paylaşımlarım neden oluyor galiba. Yılgınlığa itmeye çalışıyorlar, kısmen de başarıyorlar. Hadi biz rahle-i terdisattan geçtik, direncimiz kuvvetli ama bunlar genç insanlara yapılırsa ne kadar dayanırlar bilmiyorum.

-Peki şimdi ne yapıyorsunuz?

Hiçbir şey. İş anlamında önümüze set çekiyorlar. Ben geçen seneden beri işsiz güçsüz oturuyorum. Proje gelmiyor değil, geliyor ama sonra geri dönüşü olmuyor. TRT'den üç tane işten veto yedim. Uzun süre provalara gittim, iki gün sonra çekime başlanacaktı, "Pardon Ali bey" dediler. Şimdi bakalım bir sinema filmi var. Hafta içinde görüşeceğiz. N'olacak bilmiyorum. Ben hayatım boyunca biat etmedim. Neyse onu söyledim. İşsiz kalmak da beni bozan bir şey değil. Çorbayı nerede olsa kazanırım.

-Son olarak ne söylemek istersiniz?

İnandığım gibi yaşamaya devam edeceğim. Oğluma verdiğim bir söz var. Hiçkimse ben öldükten sonra "Senin baban puşt'un tekiydi diyemeyecek'' Onu da öyle yetiştirmeye çalışıyorum. Şu an Varşova'da bilgisayar programı ve sinema okuyor. 22 yaşında. Yaşasın insanlık, yaşasın özgürlük...

xxxx

BBC tarafından seçilen '2015'te dünyada cinsiyet eşitliği için mücadele eden' on erkek:

Ali Erkazan

Justin Trudeau:Kanada'nın yeni başbakanı

Ryan Gosling:Amerikalı aktör

Aziz Ansari:Hindistan asıllı Amerikalı aktör

Saad Mohseni:Afgan medya patronu

Vikas Bahl:Hint yönetmen

Liang Xiaojun:Çin'in insan hakları alanında öncü avukatı

Vittorio Colao:Vodafone şirketinin İtalyan CEO'su

Michael Kaufman:Kanadalı akademisyen

Stanley Nhlangothi: Güney Afrikalı girişimci

ALİ ERKAZAN'IN ROL ALDIĞI OYUNLAR:

Sakıncalı Piyade: Ugur Mumcu -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1977)

Tak-Tik: Bertolt Brecht -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1978)

Oyun Nasıl Oynanmalı: Vasıf Öngören -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1979)

Ferhat ile Şirin: Nazım Hikmet -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1979)

Kafatası: Nazım Hikmet -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1979)

Hikaye-i Mahmut Bedrettin: Mehmet Akan -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1980)

Sınırda-Duvar: Muzaffer İzgü -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1980)

Agrı Dağı Efsanesi: Yaşar Kemal -Dostlar Tiyatrosu- (1981)

Resimli Osmanlı Tarihi: Turgut Özakman -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1982)

Taziye: Murathan Mungan -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1983)

Galile'nin Yaşamı: Bertolt Brecht -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1983)

Misafir: Bilgesu Erenus -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1984)

Bir Şehnaz Oyun: Turgut Özakman -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1984)

Bir Ceza Avukatının Anıları: Faruk Eren -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1984)

Rummuz Goncagül: Oktay Arayıcı -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1985)

Bir Halk Düşmanı: Henrik İbsen -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1985)

Sonuncular: Maksim Gorki -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1987)

Sacco ile Vanzetti: Howard Fast -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1988)

Mefisto: Klaus Mann -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1989)

Ayak Takımı Arasında: Maksim Gorki -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1990)

Salpa: Yılmaz Güney -Ankara Sanat Tiyatrosu- (1991)


ROL ALDIĞI FİLMLER:

Bir Yudum Sevgi: (1984)

Değirmen: (1986)

Şaşı Felek Çıkmazı: (2000)

Son: (2001)

Başımıza Gelenler: (2002)

Hayırdır İnşallah: (2006)

Dünyayı Kurtaran Adamın Oğlu: (2006)

Mavi Kuş: (2006)

Münferit: (2007)

Benim Annem Bir Melek: (2008)

Aşk Tutulması: (2008)

Cesaretin Var mı Aşka: (2008)

Kaledeki Yalnızlık: 2010

Güvercin Uçuverdi: 2014

Melekleri taşıyan adam 2015

OYNADIĞI DİZİLER:

Kurt ve Kuzu: (1983)

Olacak O Kadar: (1986)

Yaprak Dökümü: 1987)

Yukarı Karakısık: (1993)

Evdekiler Evdekiler: (1995)

Kopgel Taksi: (1995)

Hayat Bazen Tatlıdır: (1996)

Şaşıfelek Çıkmazı: (1996)

Sıdıka: (1997)

Aşk Meydan Savaşı: (2002)

Başımıza Gelenler: (2002)

En Son Babalar Duyar: (2002)

Annem: (2007)

Evimin Erkeği: (2007)

Sevgili Dünürüm: (2007)

Cümbür Cemaat Aile: (2010)

Küstüm Çiçeği: (2010)

Huzurum Kalmadı: (2011)

Kötü Yol: (2012)

Otisabi: (2013)

RÖPORTAJ: İlknur YAMAK

 

NELER SÖYLENDİ?
Yakup Karagöz
Sevgili ağabeyim, devrimci yoldaşım sana hiç kimse puştun tekidir diyemeyecek meraklanma. Onur çarşıda, pazarda para ile satılmaz. Yaşadıklarınla kazanırsın onu. Kaybetmek kolaydır,kazanmaksa zor. Bedel ödemek gerekir. Bedeli ağırdır onurlu yaşamanın, onurlu kalmanın.Onurlu insan selvi gibi eğilmez, meşe gibi kırılmayı yeğler. Kırılmaya ,gücenmeye hele hele bizim medyaya öfkelenmene gerek yok. Başkalarının hatası için kendini üzersin. Yaşamın imbiğinden süzüle ,süzüle gelmiş ata sözümüz ne der Doğru söyleyeni dokuz köyden kovarlar. Bizim memlekete onurlu yaşamak zordur, enayidir adımız. Puştlar sa işini bilen adam, itibar gören adamdır. Bizim memlekette onurlu insanı açlığa hatta bazen yalnızlığa mahkum ederler.
sema türk
Değerli oyuncu Ali Erkazanın Samsunlu olduğunu ben de bilmiyordum.Kendisi röportajında da okuduğum gibi her ortamda dik duran bir sanatçı.Samsunlu olarak hemşeri olmaktan gurur duydum.
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA