Doç.Dr. Hasan AYDIN
Doç.Dr. Hasan AYDIN
Giriş Tarihi : 02-08-2016 06:25

Neleri Başaramadık?

Bir olanaklar varlığı olan insan, yaşamında köklü krizlerle karşılaşır. Bunun, zihni allak bullak eden septik bir soru, bedene ilişin bir hastalık, ilişkilerde meydana gelen çatışmalar gibi bizden ve bizim dışımızdan kaynaklanan pek çok nedeni vardır. Krizler, insanı çöküşe götürebileceği gibi, refleksif düşünmeye yöneltip, önlemler almak yoluyla yeni açılımlara da neden olabilir. Tıpkı insan yaşamı gibi karmaşık olan toplumsal yaşamda da yer yer büyük krizlerle karşılaşır. Bazen kriz geliyorum der; bazen ise hiç beklenmedik bir anda ansızın ortaya çıkar. Kanımca krizler kaçınılmazdır. Toplumsal kriz anları da çift kutupludur: Çöküşe neden olabileceği gibi yeniden yapılanmaya, dim dik ayağa kalkmaya da vesile olabilir. Yeter ki krizin nedenlerine refleksif olarak bakıp, çözümlemesini yapmayı başaralım.

15 Temmuz’da yaşadığımız “fetö terör örgütünün”  kalkışmasından bu yana büyük bir toplumsal kriz yaşadığımız ortadadır. Bağırarak gelen bu krizi fırsata çevirmek mümkündür; çünkü kriz anları nedenlere ilişkin de köklü veriler de sunar. Geriye dönüp neyi başarıp neyi başaramadığımızın hesabını yapmaya olanak verir.

Geçmişini eleştiri süzgecinden geçiren toplum geleceğine daha dinamik bakma olanağı elde eder. Bu anlamda, nasıl insan olanaklar varlığı ise, insan ilişkilerinin toplamı olan toplumsal yaşam da olanaklar alanıdır. İşte bu olanaklar alanında neyi başarıp neyi başaramadığımızın hesabını yapmak gerekir.

Ben bu yazımda sadece krizin bana görünen yüzünden yola çıkarak, hiç kimseyi  ve hiçbir grubu hedef almadan bir toplumsal öz eleştiriyle neyi başaramadığımızı analitik olarak ortaya koymak ve oradan birkaç sonuç damıtmak istiyorum.

  1. İyi  insan yetiştirmeyi başaramadık.  İyi insanla kastım, bilgi, varlık ve değerler alanına eleştirel yaklaşan, özne olan,  idealleri ve değerleri olan insandır. Bu konuda hep dogmatik davrandık, çoğulcu bir perspektif yaratamadık.
  2. Tam bir millet olmayı başaramadık. Millet olmakla kastim, vatanını, milletini, insanları ve insanlığı seven, farklılıkları olsa da ortak “asgari müşterekte birleşen” insanlar topluluğudur. Bizim saldırılmamış, dumura uğratılmamış ortak asgari müştereğimiz neredeyse hemen hiç kalmamış durumdadır. Ülkemizde her kesimin üzerinde ortaklaşacağı nelerimiz var?
  3. İçimizdeki ayrılıkları, gayrılıkları ortadan kaldırmayı başaramadık. Ayrılıklarla kastetmek istediğim, aynı ülke içinde yaşayan insanların etnik, dinsel, cinsel vb. bir ve eşit yurttaş olarak görmemektir. Herkesin kendini haklı ve üstün gördüğü bir yapı inşa ettik.  Ötekini aşağıladık.
  4. Taraftarlıktan kurtulup olup bitene nesnel, eleştirel ve belgeler ışığında bakmayı başarmadık. Bu olmayınca toplumsal, insansal ve siyasal olana yönelik bilimsel bilgi biriktiremedik. Kör döğüşünü aşamadık.
  5. Bilim, sanat ve felsefe yaratamadık. Uğraştık, ama üniversitelerimiz, ideolojik çatışmadan kurtulamadığı için başaramadık. Her siyasal erk, üniversiteyi kendi bahçesine çevirmeye çalıştı. Bu konuda milletçe bir üniversite idealinde ortaklaşamadık.
  6. Kültürel yarılmayı ve kamplaşmaları aşamadık.   Kültürel yarılma ve kamplaşmayla kastım, ideolojik ve yaşam tarzlarındaki farklılıkların bir arada yaşamanın engeli olarak görülmesidir. Herkes kendi yaşam biçimini biricik, hatta kutsal sayıp, diğerine dayatmaktadır; yaşam tarzları ve ideolojiler savaşı bir türlü bitmemektedir.
  7. Kurumsallaşmayı başaramadık.  Kurumsallaşmayla kastım, tüm anayasal kurumların kendi hedeflerine yönelmeleri, amaçlarının dışında başka işlere kalkışmamaları, liyakat sistemi kurmaları, atama ve yükseltmelerde açık, şeffaf ve denetlenebilir olmalardır. Bizde hep ideolojik kayırma, yandaş ağırlama sistemi  ön planda oldu ve bunu bir türlü aşamadık.
  8. Siyasal, dinsel, bilimsel, felsefi, sanatsal alanda kişi tapıncından kurtulamadık. Kişi tapıncıyla kastım, birisine yanılmazlık, kutsallık, üstün karizma atfetmekten ibarettir. Bizde hep öncü kült kişiler vardır; bunlar ayrıcalıklıdır ve sözleri inanç nesnesi  değerindedir. Onlar söylemişse tartışılmazdır, neredeyse iman konusudur.
  9. Yasama, yürütme ve yargı güçlerinin ayrılığını ve birbirini denetlemesini sağlayamadık. Hep gücün bir elde toplanmasını alkışladık. Hatta çabuk karar almayı kolaylaştırdığını savunduk. Daima yanılmazlık atfettiğimiz bir kişinin ağızına baktık. Güçler ayrılığı işlemediği için darbelerden bir türlü kurtulamadık.
  10. Demokrasi bilincini kazandıramadık. Aileden başlayarak, hep bir kişinin kararını esas saydık, diğerlerinin dikkate değer sözünün olduğuna inanmadık.
  11. Her inanca eşit uzaklıkta duran, dinin siyasal yaşama karışmasına mani olan laik bir sistem yaratamadık. Aksine İslamı din olarak değil, hep bir siyasal sistem olarak yorumladık. Farklı İslam anlayışlarının ve yorumlarının olduğunu, kişilerin yorumlarından bağımsız bir kendinde İslam’ın olmadığını kavrayamadık, kavratamadık. İslamı, Tanrı ve insan sevgisini temel alan bir din olarak yerli yerine oturtamadık.   
  12. Ben merkezcilikten kurtulamadık. Hakikati hep kendimizde saydık, diğerlerine kulaklarımız tıkadık, onları şeytanlaştırdık, ötekileştirdik, düşmanlaştırdık. Aklımıza, yanılıyor olabileceğimiz,  diğerlerinde de haklılık payı bulunabileceği asla gelmedi.
  13. Geçmişi kutsamaktan, onu yüceltmekten kurtulamadık. Her ne varsa iyisinin geçmişte olduğunu söyledik, geçmişi geleceğimize farkına varmadan ideal yaptık.  Her şeyin iyisi geçmişte olduğunu düşündüğümüz için, geleceğe bakmayı, bir gelecek tasarlamayı unuttuk.
  14. Şiddet kullanmaktan devleti ele geçirmekten kurtulamadık. Biraz güçlenen her kesim, gücünü göstermek için şiddete yöneldi ve gücün yasal kullanımı olan devleti ele geçirmeye çalıştı. Her kesimin ilk hedefi, devleti ele geçirip toplumu kendisine benzetmeye çalışmak oldu. Bu hastalıktan kurtulamadık.
  15. Farklılığın, toplumsal yaşam için zenginlik olduğunu, toplumun dinamizmi olduğunu, farklılıkların demokratik ve tolerans kültürünün ayrılmazı olduğunu göremedik, takdir edemedik.
  16. İyi olan şeyleri  bile kısa sürede yozlaştırdık, yozlaşan şeyi kapattık, sıfırdan başladık; hiçbir şeyde kurum kültürü ve kurumsal gelenek inşa edemedik.
  17. Topluluğu topluma, toplumu kamusal alana dönüştüremedik. Topluluğun birincil ilişkilere, toplumun geleneklere, kamusal alanın yasalara dayandığını kavrayamadık. Bu kavranmayınca, her topluluk öznel alanını kamusal alana dayatmaya yöneldi; neyi öznel neyin kamusal olduğu birbirine girdi. Bu yüzden herkesi kuşatıcı yasallı bir toplum olmayı başaramadık.

Daha çok şey söyleyebilirim. Eminim siz de söyleyebilirsiniz. O halde, şu kriz anında başaramadıklarımızın üzerinde düşünüp, neden başaramadığımızı sorgulamak ve ders alarak birbirimize kenetlenerek yürümek gerekmez mi?

Ben diyorum ki, çok perspektifli, eleştirel düşünen, sorgulayan, birbirine saygı duyan, hoşgörü gösteren, vatanını milletini seven ve geliştirmeye çalışan, sürekli geçmişe değil, hem geçmişe hem de geleceğe bakan, gelecek yaratmayı temel alan insan yetiştirmenin zamanı geldi de geçiyor. Tek vücut olmuş millet olmalıyız, millet bilinci yaratmalıyız. Hiç yok demiyorum; ama bu konuda çok eksiğimizin olduğu kesin. Bu milleti de insanlığın eşit ve özgür bir parçası olarak konumlandırmalıyız. Kurumasallaşmalıyız, kurum kültürü ve kurumsal gelenekler inşa etmeliyiz.  Tek adamlıktan vazgeçmeli, demokratik, çoğulcu, insan haklarını önemseyen, güçler ayrılığını ve güçlerin birbirini şeffafça denetlediği bir sistem yaratmalıyız.  Bir birimize inanç ve ideoloji dayatmaktan vazgeçmeliyiz. İnsan haklarını ve yasallığı önemsemeliyiz. Topluluğu toplum, toplumu kamusal kılmalıyız; hukuksallığı temele oturtmalıyız. İlgimizi siyaset yerine, daha fazla bilim, sanat ve felsefe tartışmalarına ayırmalıyız. Bunları başarmazsak, etrafımızdaki bataklığa bizi itmek isteyen canavarlardan kurtulma şansımız tesadüfe kalacak demektir.

Ben başaracağımıza inanıyorum. Sizin de başaracağımıza inandığınızı düşünüyorum. Yeter ki ders alalım ve isteyelim.

NELER SÖYLENDİ?
Doç.Dr. Hasan AYDIN

Doç.Dr. Hasan AYDIN

DİĞER YAZILARI Neleri Başaramadık? 02-08-2016 06:25 Üniversite: Adı var, kendi yok... 31-03-2015 05:33 Etik, Ahlakilik ve Özerklik 23-12-2014 09:52 Aydınlanma, Atatürk ve Türkiye 03-12-2014 06:21 'Neden Etik ya da Etik Ne İşe Yarar?' 25-11-2014 04:54 İslam, öteki ve şiddet... 09-10-2014 10:13 Otorite, İtaatsizlik, Hümanist Vicdan ve Entelektüeller 20-09-2014 12:16 Dinî Eğitim mi, Laik Eğitim mi? 13-09-2014 10:16 Üniversitelerimizin kimi sorunları üzerine... 06-09-2014 10:37 En Büyük Ritüel: Kitap seçmek ve okumak 18-07-2014 04:05 Bakara, Makara ve CHP... 07-04-2014 03:45 Sınav mı, işkence mi? 24-03-2014 02:20 "Olmayan Kurum Kültürü" 21-03-2014 12:53 Ağaç yaş iken mi eğilir? 27-02-2014 02:14 Bir konferanstan notlar... 25-02-2014 04:14 "Olmayan Demokrasi" 20-02-2014 01:44 Atatürk, İslam ve Laiklik... 09-02-2014 05:10 İslam Kültürü ve Felsefe Karşıtlığı 29-01-2014 11:55 Din, Ahlak ve Siyaset... 23-01-2014 02:03 Felsefi Antropoloji ve Teoloji 23-01-2014 02:03 Dershane, Pısa ve Eğitim... 23-01-2014 02:02 Postmodern Tarih Tasarımı 23-01-2014 02:02 Atatürk'e felsefeyle bakmak... 23-01-2014 02:01 Çok-kültürlülük ve Çoğulculuk 23-01-2014 02:01 Kime, ne kadar özgürlük? 23-01-2014 02:01 Postmodern Yorumsamacılık 23-01-2014 02:00 Aydınlanma, Demokrasi ve Türkiye... 23-01-2014 02:00 Yeni Ortaçağ... 23-01-2014 02:00 YÖK, İlahiyat ve Felsefe 23-01-2014 01:59 Anti-emperyalist Duruşun Simgesi 23-01-2014 01:59 İslam Kültürü,Felsefe ve Aydınlanma 23-01-2014 01:59 Dilimizdeki Tanrı... 23-01-2014 01:58 Eğip bükmeden eğitmek... 23-01-2014 01:58 Teori nedir, ne değildir? 23-01-2014 01:58 Yeni Özne: AĞDAŞ 23-01-2014 01:57 Felsefe, Siyaset ve Safsata 23-01-2014 01:57 Güç, şiddet ve demokrasi 23-01-2014 01:57 Dil, Bilim ve İdeoloji 23-01-2014 01:56 Din, bilim ve evrim 23-01-2014 01:56 Postmodernizm ve Postmodern Siyaset 23-01-2014 01:56 "İnanmak" ya da "inanmamak" 23-01-2014 01:55 Din-Devlet İlişkileri ve Laik Eğitim 23-01-2014 01:55 İslamileştirme ve Kültürel Şizofreni 23-01-2014 01:54 Muhteşem Yüzyıl ve Neo-Osmanlıcılık 23-01-2014 01:54 Eleştiri Geleneği, İslam Kültürü Ve Biz 23-01-2014 01:54
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA