Şenol ÇAKIR
Şenol ÇAKIR
Giriş Tarihi : 17-06-2015 01:48

Demirel'in ardından...

O'nu gazeteciliğimin ilk yıllarında Samsun'a gelişinde tanımıştım.

Bilen bilir, Süleyman Demirel'in Adalet Partisi hükümeti döneminde Samsun'un eski havaalanından Cumhuriyet Meydanı'na gelişi çok şaşaalı olurdu.

On dakikalık yolu kalabalığın sevgi gösterisi altında tam 1,5-2 saatte katederdi.

Ben ve diğer gazeteci arkadaşlarım O'nu o meşhur fötr şapkasını sallarken hareket halindeki kamyonun üzerinden görüntülemeye çalışırdık.

12 Eylül'den sonra 7 yıl süren  siyasi yasağının kalkmasının ardından ilk halk mitingini de Samsun'un Bafra ilçesinde yapmış ve burada söylediği "Nerede kalmıştık?" sözü hafızalara kazınmıştı.

1987 yılında siyasi yasakların kaldırılmasına yönelik halk oylaması öncesinde DYP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk ile Samsun'a gelmiş, yine büyük bir coşku ile karşılanmış, Cumhuriyet Meydanı'nda da kalabalığa seslenmişti. Daha otobüsün üzerine çıktığı anda fötr şapkasını sallayan Demirel'in kalabalığı hayran hayran izleyen sol yanındaki Cindoruk'a "Hüsamettin sen de elini kaldır" diye ikazda bulunmasının da yakın tanığıyım. Genç bir gazeteci olarak o diyaloğun tam ortasında, daha doğrusu yanıbaşlarındaydım...

O anda gözlemlediğim Demirel'in ne kibiri ne de o sevgi selinin tümünü üzerine çekmek için bir çabası olmadığıydı...

Demirel'i; O'nun uzun siyasi yaşamı, benim de gazetecilik yaşamımda defalarca  takip ettim.

Çok zeki bir devlet adamıydı. Aynı zamanda kibar ve nazik.

Samsun'a her gelişinde kendisini karşılayan veya elini sıkmak isteyenlere ismiyle hitap eder, hatta o kişinin babasının adını söyleyip "Kendisi nasıldır, gördemedim" diye sorardı.

Basınla kurduğu olumlu diyaloğun, istemediği sorularda kabalaşmadan reddedişinin, basın temsilcilerine nazik yaklaşışının da şahidiyim.

Hatırlıyorum, Çorum Mecitözü depremi sonrasında Cumhurbaşkanı sıfatıyla ilçeye geldiğinde gazetecilerin siyasi gündemle ilgili sorularını, "Burası yeri değil çocuklar. Ben devlet olarak yaraları sarmaya geldim" diyerek kibarca geri çevirmişti.

Aynı kibarlığını konuşmalarını ayakta not etmeye çalışan bizleri, "Çocuklar sandalye de yok ama çömelerek belki notlarınızı daha rahat alırsınız" diyerek yanına çağırmasında, etrafında toplananların kendisini daha rahat görmesini ve duymasını sağlamada gösterirdi.

Yine Bafra'da eşinin adına yaptırılan okulu açmak için geldiğinde görüntü almaya çalışan biz gazetecilere aynı kolaylığı sağlaması, esprileriyle çevresini güldürmesi bugün bile gözümün önünde.

Vezirköprü'nün en uzak köylerinden Tahtaköprü'de, sırtına bağladığı içinde bebeği olan beşikle tarlada çapa yapan kadının çektiğim o anki durumunu yansıtan fotoğrafı gazetede görüp kendisine parasal yardımda bulunan Demirel'in duyarlılığına da şahit oldum.

Sinop Boyabat'ta fötr şapkasını almak isteyen bir vatandaşın hamlesini boşa çıkarttıktan sonra, "Ben şapkamı kimseye kaptırmam" sözleri ise sadece o sözleri yakından duyan benim değil, neredeyse tüm ülkenin hafızasında...

x x x

Demirel, Türk siyasi tarihinde derin izler bırakan çok renkli bir kişilikti.

O'nun seveni de var, sevmeyeni de..

Siyasi hayatında elbette hataları da var.

Ama bir gerçek daha var...

Türk siyaseti büyük bir devlet adamını kaybetti.

Mekanı cennet olsun....

NELER SÖYLENDİ?
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA