Şenol ÇAKIR
Şenol ÇAKIR
Giriş Tarihi : 23-01-2014 01:45

O'nun orada ne işi var?

Terör belasından kurtulmak elbette hepimizin  ortak bir amacı.

Çünkü 30 yıl çok kan aktı bu ülkede.

Şimdi çatışmaların bitirilmesi ve PKK'nın silahı bırakmasına yönelik çabalar var.

Bunun için de bilindiği üzere görüşmeler var.

İmralı'dan mektuplar, BDP'li vekiller aracılığıyla ilgili yerlere ulaştırılıyor.

Yol haritaları belirleniyor.

Bu haritada neler var, bir kaç kişinin haricinde kimse bilmiyor.

Ama bir şeyler oluyor.

Adını ne koyarsanız koyun.

Bir barış sürecinin olumlu havası esiyor.

Bunları kamuoyu ile paylaşıldıkca öğreneceğiz elbet.

Ama çözüm için ilk kez bu kadar çok yakın temas sağlanmış durumda.

Bu süreci sekteye uğratacak her türlü hamleden herkes uzak durmaya çalışıyor.

Zaten öyle de olmalı.

Çünkü konu çok hassas.

Ama bu hassasiyeti ne yazık ki; o kaçırılan ikisi uzman çavuş, biri astsubay, biri polis, biri kaymakam adayı ve üçü de er, o sekiz kişinin iadesi sırasında ben göremedim...

PKK, İyi niyet göstergesi olarak o sekiz kişiyi BDP'li vekillere teslim etti.

Ben medyanın huzurunda yapılan bu teslim töreninde çekilen görüntüleri defalarca izledim.

Askerlerimiz çok mutsuzdu...

Mutsuzlukları yüzlerine vurmuştu...

Nasıl mutlu olsunlar ki?

Kendilerini, teslim eden PKK’lıların başında Aralık 2009'da Tokat’ın Reşadiye İlçesi’nde yedi askerin şehit düştüğü saldırı emrini veren 'Baver Dersim' kod adlı terörist Süleyman Şahin vardı.

Askerlerimiz, zaten aylarca onların elinde bulunmanın sıkıntısı içindeydiler.

Bir de bu terörist tarafından iade edilmeleri...

İşte bunu hazmedemediler.

Giderlerken o'nun uzattığı eli sıkmadılar.

Kimbilir içlerinden o an ne düşünüyorlardı?

Bilemiyorum.
x x x

Tüm siyasetçiler bu sürecin çok hassas olduğu, herkesin sözlerine, davranışlarına özen göstermesi gerektiği konusunda hemfikirdi.

İyi de...

Yedi askerimizin ölüm fermanını veren teröristin orada ne işi vardı?

O'na mı kaldı askerlerimizi iade etmek?

Çünkü daha bu insanlar 'Habur Şovu'nu unutmadı.

Hani 2009 yılında açılım furyasıyla otuz dört PKK'lı Habur Sınır Kapısı'ndan Türkiye'ye giriş yapmıştı da, tepkiler her tarafa yayılmıştı.

Böyle bir  yaşanmışlık varken, bu PKK'lının hem de medyanın huzurunda askerlerimizi iade etmesine nazıl izin verilir?

Bu görüntü bilerek mi verildi?

Daha doğrusu, böylesine hassas bir dönemde o PKK'lıya o görevi kim verdi?

Bu konu elbet çok tartışılacak.

Nasıl bir açıklama gelecek merakla bekliyorum.

Ama şu bilinmelidir ki;

İnsanların tahammül sınırları vardır.

Bence fazla da zorlanmamalı.

Bu sürecin zedelenmemesi ve hasar görmemesi adına,

Bu süreçte rol üstlenmiş herkesin mutlakta tahriklerden kaçınması gerekir.

Fikrimce, ancak bu olursa  barış süreci sabote edilmeden sağlıklı bir şekilde yürüyebilir...

NELER SÖYLENDİ?
HAVA DURUMU
Gazete Manşetleri
Yol Durumu
ARŞİV ARAMA